web analytics

Detox

KOLON HİDROTERAPİ
KOLON HİDROTERAPİ HAKKINDA GENEL BİLGİ
Son 10 yılda kolit patoloji hastalarında bir artış meydana gelmiştir ve aynı zamanda bağırsak hijyenine dair bir ilgi ve önemli bir artış olup, bu sayede sağlığa geri kavuşmada temel bir adım atılmıştır.
Kolik patoloji gelişmiş ülkelerde neredeyse kalıcı hale gelmiştir: Spazmodik kolik, kabızlık, diverticulosis, polip, kanser … bu veriler önleyici ölçümler alınması için bir alarmdır. Bu görüntüyü açıklayan iki faktör vardır: 1) Ne yediğimiz? 2) Nasıl yediğimiz?

Araştırmalar göstermiştir ki; diyet sırasında artırılmış karbonhidratın genel kullanımı ve lif eksikliği bağırsaklardaki transfer zamanını artırmakta ve kolonda kangren işleminin gerçekleşmesi için uyarmaktadır. Bu her iki faktör de kabızlığa neden olmakta ve birçok bağırsak hastalıklarına yol açmaktadır ( diverticulosis, kolit ve kolon kanseri ) ki bunların çoğu erken teşhis edilirse, tedavi başarı yüzdesi oldukça yüksektir.

Modern yiyecek bu hastalıkların en büyük nedenlerinden biridir. Yağca zengin bir diyet, donmuş gıdalar, kimyasal gıdalar ve katkı maddesi çok olan gıdalar yani lif oranı artırılmış diyet çeşitleri bağırsak yüzeyinin dengesini bozmakta hatta çoğu zaman sancılı ağrılara neden olmaktadır.

Bağırsak yüzeyi ile yiyecek kalitesi arasında bir korelasyon bulunmaktadır. Yani uygun olmayan bir yiyecek türü bağırsak hastalığı olan kolik patolojiyi üretebilir.

Fermantasyon prosesinde, karbonhidratlar (şeker , nişasta) karbondioksit ve organik aside dönüşmekte ve kısmi olarak mukus tarafından emilir ve metabolizma içinde asimile edilir. Önemli ve gerekli maddeler en iyi şekilde kullanılır; gereksiz ve kullanılmayacak olan maddeler de vücuttan çıkartılar veya bağlayıcı dokularca alınıp organlar için destekleyici olarak kullanılırlar.
Kangren sırasında albüminler kendiliğinden dönüşmektedir: Kangren bakterilerinin ayrışma ürünleri basittir, toksik etkenlerinden dolayı, su dokularına ve lenflere emilimi sonrasında asit üretmektedir.

KARDİOVASKÜLAR RAHATSIZLIKLAR
Kolik rahatsızlıklar kalp ve kolon ile olan anatomik yapıdan dolayı direk kalbe bağlı rahatsızlıklara neden olabilmektedir.
Kabızlık durumunda, genişleyen kolon diyaframa kapsar ki bu arada lap yatmaktadır, bu da kalp anjinini, kalp ritim rahatsızlıklarını, nefes darlığına provake eder.

Bağırsak toksinleri kana transfer edilir kardiovasküler sistemde saklanmaz. Yani arteriosiklerosise eğilim vardır ve ciddi kardiovasküler rahatsızlıklar için en koşulların gelişmesini sağlar: arteriyal hipertansiyon, göğüs anjini, kalp krizi, mafsal iltihabına neden olabilir.

İLTAHABİ YÜKSEK ROMATİZMAL ETKİLER
Acı verici veya hareket engelleyici ağrılara bağırsaksal zehirlenmelere neden olabileceğinden önem verilmelidir. Özellikle gut, tendinitis, iltahabi durumlar olabilir. Tüm bu vakalar kolonun özelliklerine itmektedir: bazı durumlarda krizler, kabızlıklar kötü durumlara sevk edebilir.

ORAL RAHATSIZLIKLARI
Kolon çok yüklendiğinde, genel duruma göre bir zorlanma ve karay koyma söz konusudur.

KAS RAHATSIZLIKLARI
Bağırsak erimesi genel bir zayıflığa neden olmaktadır, genel olarak kassal, kas duvarlarında meydana gelen bir rahatlama ile oluşmaktadır. En çok görülen durum yorgunluktan ve erken yaşlanma sorunundan kaynaklanmaktadır.

DERİ RAHATSIZLIKLARI
Bağırsak zehirlenmelerine en güzel referans olabilecek yer olan deride, bağırsak toksinleri yerleşmiştir. Bazı deri problemleri zehirlenme ile ilgilidir, özellikle akne, bazı sedef hastalıkları ve egzema. Bunun gelişimi kolona bağlı olarak meydana gelmektedir. Bu tip deri etkilerinde rahatsızlığın başlangıcı görülebilmektedir.

Geri kalan gıda nerdeyse sindirilmiş veya sindirilmemiş kısım kolonda yer etmiş ve fermantasyon depozit formlarına dönüşmüştür. Albümin kronik bağırsaklarda yerleşmiş, zehirlenme prosesi ile karakterize edilmiştir, patolojik açıdan organizma ve onun immün sistemi toksik zehirlenmeden dolayı hasara uğrar. Kan zehirlenmesi, bağırsaktan emilme sonucu oluşur, tüm organizmada zehirlenmeye neden olur.

Bağırsaktaki aşırı yüklenme sonucunda, tüm organizmada meydana gelen zehirlenme için tüm semptomlar oluşmaktadır. Tüm bu semptomlar, uzun zaman içinde, kronik dejeneratif göstergesidir.

İkinci olarak da ilgili başka bir faktör de yemek yeme yöntemimizdir, bu aynı zamanda sindirim kalitesinin durumu ile bağlıdır.
Sinir sistemi ki tüm organları kontrol eden, dengesini yitirebilir. Mükemmel bir emilmeyi ve yiyecek eliminasyonunu engelleyebilir. Bunun için organlar açısından kolon optimal sağlık için önemli bir rol oynar, bağırsak hijyenini sağlar ve romatizmal bağırsak sancılarını önler.

2. KOLON ETKİLERİNİN SONUÇLARI
Organizmanın sağlığı kolon sağlığına bağlıdır, yani direk olarak söylenmesi gerekirse; kalite toksik sisteme ve artıkların eliminasyonuna bağlıdır. Kolon dışkılama sisteminin ana parçalarından biridir ve yiyeceklerin ve diğer vücut artıkların eliminasyonundan sorumludur, ayrıca bizi hastalıklardan ve iltahaplardan korur.

Medikal profesyoneller kolon sağlığımızdaki öneminin yeri anladılar. Tüm hastalıklarda, bağırsakların önemli bir rolü vardır.
Yiyeceklerin sağlıklı bir şekilde transferi vücudumuzda 24 saatten azdır. Ortalama olarak İngiltere’de erkekler için 60 saat ve kadınlarda 70 saattir. İngiltere’de yaşayan insanlar dünyadakilere göre en çok kabızlık çeken insanlardır.

KARACİĞER RAHATSIZLIKLARI İŞARETLERİ
Kan yoluyla kana geçen bağırsak toksinleri öncelikle karaciğere uğrar, sonra da nötralize olurlar daha sonra safra veya idrar yolu ile saflaşır. Ama ulaşan toksinlerin miktarı büyük olduğunda ve devamlı tekrarlandığında toksinler taşıp kana karışırlar. Kirli ve düzensiz bir kolon karaciğeri dengesizliğe neden olur, aynı zamanda sindirimin de verimini etkiler.

KRONİK KABIZLIK ve KANSER: Hayali mi Gerçek mi ?
San Francisco Üniversitesi tarafından yapılan ve yayınlanan bir araştırma sonucunda; toksik maddelerin kolona aşırı yüklenme sonucunda organizma üzerinde yok edici etkisi olabileceği fikrini ispatlanmıştır.
Kronik kabızlıkla ilgili olarak, bir öncekine benzer bir araştırma 1481 kadın üzerinde yapılmış, ayrıca birbirinden farklı memeli hücre davranışları incelenmiştir.

Dr. Kousmine, uzun zaman önce fark etmiştir ki; bağırsak sarsıntıları ile kanser oluşumu arasında bir ilgileşim bulunmaktadır. Kendisi kanser tümörlerin ortaya çıkışında bağırsak organizmalarının sarsılmalarının önemli bir payı olduğunu vurgulamaktadır.
Geleneksel olarak, müshil kabızlık tedavisinde kullanılmaktadır, yine de müshilin kolik mukozaya verdiği hasar sadece semptomik olup verimi sınırlıdır. Bir spazm oluşumunu tetiklerler, kolon stresi biriken maddelerin boşalmasını sağlar, ama eskiler hala duvara oraya yapışık bir halde kalır. Örneğin Amerika’da müshil ilaçlarına 400 milyon dolardan fazla harcanmaktadır, bu da birçok kişinin kabızlık sorunu yaşadığını göstermektedir.

Devamlı müshil ilacı kullanmak kolonda kronik iltahaplanmayı getirir. Devamında kolon duvarında duyarsızlık başlar ve ikinci bir kabızlık başlar. Bunun sonucunda tehlikeli diareler görünür ki bu diareler müshil kullanımı gereksimi sırasında ortaya çıkar. Aynı zamanda vitamin ve mineral eksiklikleri de başlar. Tüm bunlar kolon kanserini tetikler.

Müshil kimyasal tahriş edici maddeler gibi hareket eder ve anormal olarak kolonun mukoz duvarını uyarır ki, rahatsız eden maddeyi dışarı atmak ister. Bu ilaçlara bağımlı kalmak çok kolaydır ve kolon bu ilaçlar yüzünden yıpranır.

En az uygun değer yolu oral olup büyük bağırsağın boşalmasını sağlar. Müshilin çoğu hasta içinde dehidratasyona uğrar. Kolon terapi alternatif olarak kolonu doldurur ve boşaltır ve hastanın hidrasyon durumunu geliştirir.

Kolon hidroterapi tekniği ile su banyolama gibi çalışır, temizleme olarak değil. Banyolama sayesinde kolon duvarına yapışık kalan maddeler de emilir. Sonuç olarak yumuşak ve verimli bir temizleme gerçekleşir. Hidroterapi seansı 30–40 dk arasında sürer ve gayet kolay bir işlemdir. Kolonun temizlenmesi için zehirlenmeye bağlı olarak yaklaşık olarak 3–4 seansa ihtiyaç vardır. İkinci veya üçüncü seansta eliminasyonun en önemli aşaması olarak gözlenir.

KOLON HİDROTERAPİNİN ETKİLERİ
Atık Tahliyesi
Bağırsaklarımızdan her şeyi attıktan sonra;
— Toplam kolon hacminde bir azalma olacaktır. Bu da yok olan veya zayıflayan komşu organlara yapılan sıkıştırmadan dolayıdır.
— İç karın basıncı düşer, bu da kalbe doğru giden venöz dönüşünün güçlendirilmesindendir.
— Kalçalardaki basınç ve özellikle bel kemiği kolonu zayıflar, ama toplam verimi artırır.
Zehirlerden Arınma
Büyük bağırsak içinde iki farklı reaksiyon gerçekleşmektedir: emilme ve eliminasyon . Bazı elementler emilir; ilaçlar, sindirim sırasında kalan iz elementler, yararlı maddeler ve genelde su.

Organizmanın normal metabolik reaksiyonundan gelen toksinler ve diğer yenilen yiyecekler elimine edilir. Sorun bu ilişki tersyüz olduğunda meydana gelmekte ve toksinlerin emilimi ortaya çıkmaktadır.

Kolon hidroterapinin etkisi bir çoktur: kilo kaybı , genital ve idrar rahatsızlıkları olanlarda rahatlama, venin yeniden hareketlenmesi ve genel bir iyileşme.

Enema ile çalışma farkı; hidroterapide kolonda tüm temizliğine izin verilmesi.

Mukozanın yeniden yapılanmasından, bağırsağa yapışan maddelerin emilimini hidroterapi en iyi şekilde yapar. İstenmeyen misafirlerin ( patolojik flora, maya, mantar, parazit…) kolondan gönderimi sağlanır ve normal bir bağırsak ortamı sağlanır. Genel olarak acidophilous alımına terapi sırasında, izin verilir.

OZON – TERAPİ : Kolon terapinin ikinci basamağı
Kolon, bir kere temizlendi mi ve toksinlerden, atıklardan tamamen arınması gerekmektedir. Ozon bu iş için kullanılmaktadır ve tedavi için ozon oksijen içinde seyreltilmektedir. Sıvı rektumdan verilir ve kolon temizlemek için kolona ulaşır.
Ozon oksijenden türetilen bir enfeksiyon önleyicidir ve ikinci bir etkisi yoktur. Bakteriler, virüsler, mantarlar ve anti- parazit faaliyetleri tarafından meydana gelen kolik çevreyi temizler: aynı zamanda toksinleri nötralize eder, mukozada meydana gelen hasarları onarır, kolik spazmı zayıflatır.

Kolik mukozadan girerek, bir kısım ozon da kan yolu ile girerek karaciğere ulaşır ve önemli işler yapar; zehirlerden arınma , hepatit ve yeniden güçlenme gibi. Yaralı özellikleri işlev görürken kolik yolu ile bazı etkileri de meydana gelebilmektedir.

KİMLERE KOLON HİDROTERAPİ UYGULANMALI ?
Doğal bir terapi olup, tersine etkileri oldukça azdır. Bu yüzden her yaşta herkes için tavsiye edilir ve özellikle aşağıda belirtilen patolojik özelliklere sahip kişiler için uygulanmalıdır:
Bağırsak Rahatsızlığı olanlara
Öncelikle kabızlık şikâyeti olanlara tavsiye edilir. Bunlara hamile bayanlar da dâhildir. Ama bir aydan daha fazla hamile olanlara tavsiye edilmez. Ülserik kolit, spazmlı kolit
Kan Dolaşımına Etkisi
İkinci olarak, vaskülar, venöz veya lenfatic sorunları olanlara tavsiye edilir.
Herhangi bir çeşit anestezi öncesi veya sonrası, anestezi genel veya epidural olabilir.
Deriye Etkisi
Bu uygulama estetik terapi için uygulanır, bağırsak hijyen açısından kronik veya akut deri problemlerine yol açabilir, örneğin; psöriazis, egzama, akne.
Bu problemler kolon terapi ile iyileşmektedir.
Migrene Etkisi
Bir yandan bele yapılan rahatlama ile migrenin kas gerilimi azalır. Bir yandan da toksin eliminasyonu migreni tamamen yok eder.

DETOX (TOKSİNLERDEN ARINMA)
Sağlığımızı neden kaybediyoruz?
Organlarımızı normal sağlıklı fonksiyonlarından uzaklaştıran sebepler nelerdir?

Bu sorular hepimizin merak ettiği konulardır.
• Ailevi yatkınlık
• Çevresel etkenler
• Kişisel stresler
Bunlar vücudumuzdaki hücrelerde değişikliklerin başlamasına neden olurlar.

Modern zamanlara kadar insanın en önemli stres kaynağı ; acıkma, susama, soğuk, sıcak, bakteri kaynaklı hastalıklar idi. Yeni milenyumla beraber çevremizle birlikte pek çok şey değişti.

Şimdilerde yeni toksinlerle mücadele etmek durumundayız. Endüstriyel gelişimden sonra, binlerce kimyasal bileşen doğaya atılmaya başlandı.

İnsanoğlu sürekli olarak
• Aldığımız ilaçlar
• Yediğimiz gıdalar
• İçtiğimiz su
• Aldığımız nefes yolu ile bu toksinlerle karşılaşmaktadır.

Her biri ciddi sağlık riski yaratabilecek toksinler olup haklarında çok az şey bilinmektedir. İki veya daha fazla toksin bir araya geldiğinde daha güçlü bir etkiye sahip olup sağlığımızı bozmaktadır.
• Dişlerimizde civalı dolgular
• Kök kanallarında anaerobik bakteri
• Antibiyotik kullanımına bağlı barsaklarda anormal bakteriyel flora
• Kurşunlu benzin kullanıldığı dönemde kemiklerimizde birikmiş olan kurşun
• Kanımızda dolaşarak karaciğer metabolizmasını bozan ilaçlar

Toksik kaynakların hızla çoğalmasından dolayı vücudumuzu hızla detoxifiye (toksinlerden arındırma) etmemiz gerekmektedir.

Hücrelerimize zarar veren toksinler gözle görülemezler, vücuda girdikleri zaman hücre düzeyinde parçalanırlar. Bu olay yavaş yavaş gün be gün ve senelerce sürmekte ve gerçek hastalık ortaya çıkana kadar bizim bu olaydan haberimiz olmamaktadır. Toksisiteden kaynaklanan hastalıklar kimyasalların kan ile vücuda yayılması ile meydana gelir ve sonuç olarak hücreler ve organlar kontamine bir ortamda yüzer hale gelirler. Detoxifikasyon, kanı temizleyen, toksinleri vücuttan uzaklaştıran bir tedavi rejimidir. Hücrelerimizin detoxifikasyon enzim sistemi, biz toksinlere maruz kaldıkça hücrelerimizi korumaya çalışmaktadır. Bu enzimler toksinlerin non-toksik hale çevrilmesini sağlarlar. Biz vücudumuzda meydana gelen bu mucizenin farkında bile olmayız.

Detoxun 3 ana konusu vardır.
1. Ağır metal maruziyeti (kurşun,civa,kadmiyum)
2. Yağlarda biriken pestisid ve organik solvent artıkları
3. Değişmiş barsak ekolojisi

Bunların hepsinin ayrı ayrı detox programları olup, alakalı oldukları düşünülsede her biri farklı ele alınmalıdır. Ancak hücrelerimiz bu farklılığı bilmezler, onlar bu 3 değişik türde toksinin karışımı ile adeta sürekli yıkanırlar. Edindiğimiz tecrübelere göre multipl detox programı uygulamakta fayda vardır. Komple detox programında şunlar bulunmalıdır:
1. Barsak membranındaki enflamasyon ve değişmiş olan barsak florası için diyet tedavisi
2. Safra atılımını stimüle etmek için faz 1 ve faz 2 karaciğer detoxifikasyon programı
3. Yağda birikmiş pestisidlerin vücuttan atılması için ozon sauna uygulanması

Bu üçlü tedavi ile karaciğer, dalak, lenf ve sindirim sistemi (Retiküloendotelial sistem) fonksiyonları stimüle edilmiş olur.

Detox yeni bir iyileşme yöntemi yada hafta sonu uygulanacak 2 günlük bir program değildir. Aslında hücrelerimizin pekte yabancı olmadığı bir prosesdir ve detox vücudun kendi kendini onarmasına yardımcı bir metoddur. Nasıl ki antibiyotikler vücuttaki bakterileri öldürmeye yarıyorsa, detox da hücrelerin normal çalışmalarına engel olan toksinlerin vücuttan atılmasını sağlayan bir sistemdir. Aynı zamanda hücreler aktivitelerini maksimize edecek beslenme desteğini de alırlar. Böylece vücudun kendi kendini tedavi etme mekanizması çalışabilir.

Eğer insanın detoxifikasyon mekanizması zayıf ise daha hızlı yaşlanma eğilimindedir ve kalp hastalıkları, kanser ve kronik dejeneratif hastalıklara yakalanma şansınız daha fazla demektir.

Detoxifikasyon; sinir sistemi, kardiovasküler sistem ve bağışıklık sistemini korumaktadır.

Detoxifikasyonu öğrendikten sonra daha uzun seneler sağlıklı ve genç kalabileceksiniz. Hangi hastalığınız olursa olsun detoxifikasyon size yardımcı olabilmektedir , çünkü, detox sayesinde önemli organların ve organ gruplarının örneğin beyin, böbrek, karaciğer, kardiovasküler sistem ve bağışıklık sistemi fonksiyonlarının full kapasite ile çalışması ve performanslarının artırılması sağlanır. Verilmiş olan zararın düzelmesi için vücudun kendi iç ekolojisinin sağlanması gerekmektedir.

Comments are closed.