web analytics

Anti Aging

ANTİ-AGING
“Anti aging = yaşlanmaya karşı” son dönemde oldukça bulvar gazetelerinde sıkça okuduğumuz ve duyduğumuz bir sözcüktür.
Anti – Aging , bir bütün olarak ele alınması gereken natürel ve kaçınılmaz bir olay olarak görülmektedir. Amaç yaşlanmayı durdurmak gibi imkansız bir işe girişmek değildir. İstenilen, yaşlanmayı mümkün olduğu kadar yavaşlatmak ve vücudun bir bütün olarak orantılı ve sağlıklı yaşlanmasını sağlamaktır. Anti Aging’in amacı fiziksel olarak sağlıklı olmayı sağlamaktır.

Anti aging tanımlaması tahlilsiz bir tanımlamadır. Yaşlılık bir hastalık olmadığı gibi yaşlılığa karşı durmakta mümkün değildir. Ancak sağlıklı yaşa geç yaşlan adı altında tanımlanan tamamlayıcı tıbbın zaten önemli basamaklarından birisi de insanı hastalıklardan korumaktır. Çünkü başarılı olabilmesinin tek yolu hastayı bir bütün olarak değerlendirmesindedir.

Tamamlayıcı tıp, hastalığı meydana getiren genetik, sosyal çevre, iş faktörleri ve o organdaki bozukluktan etkilenen diğer organsal, fonksiyonel değişiklikler, bunun oluşturduğu psikolojik ve ruhsal farklılaşmalarla birlikte değerlendiriliyor. Kısacası tamamlayıcı tıp koruyucu hekimlik ve diğer adıyla preventiv yani koruyucu hekimlik ağrılıklı çalışan bir sahadır.

Bugün tamamlayıcı tıp, bir anlamda geçen yüzyılın sonunda metalaşan tıbbın tekrardan insana kazandırılmasının mücadelesidir.
Sağlıklı olmak, vücudun periyodik kontrollerinin yapılarak, elde edilen verilere göre iyi beslenmesini, vitamin ve mineral eksiklerinin tamamlanmasını, düzenli egzersiz yapmasını sağlamaktır. Fiziksel sağlığı destek alarak, psikolojik ruh sağlığına katkıda bulunmak ve mutlu yaşamak da bu programın natürel uzantısıdır.

İyi beslenmek, dengeli gıda almak, şehir hayatı şartlarından oluşan eksik komponentleri laboratuar testleri yardımı ile saptamak, bu eksiklikleri vitamin ve ek besin ekstreleri ile yerine koymak ve kişiye özel bu diyeti mevsim şartlarına, çalışma şartlarına ve stres şartlarına göre değiştirerek sürekli uygulayabilmek demektir. İyi beslenme genelde bir diyet uzmanı tarafından düzenlenmelidir. Kronik hastalıkların pek çoğunu ortaya çıkaran nedenler arasında yanlış beslenme önemli bir yer tutamaktadır. Sağlıklı ve dengeli beslenmenin doğru yapılmadığı bir ortamda anti aging den söz edilemez. Beslenme kısmında bu konu daha ayrıntılı olarak değerlendirilmiştir.

Egzersiz yapmak, yaşlanmaya bağlı bozulmayı önlemek ve bozulan sistemleri düzeltmek şeklinde, iki ana amaç için ayrı ayrı düzenlenen fizik hareketleridir. Bozulmayı önlemek kasların düzenli bir şekilde çalıştırılması ile fizik gücünün arttırılması, alınan ve harcanan kalori miktarının dengede tutulması demektir. Bozulanı düzeltmek ise daha zor ve uzun, probleme yönelik özel bir süreç gerektirir.

Uygulanacak programların kişinin yaş, durum ve şikayetlerine uygun ayarlanması gereklidir.

Düzenli uyumakta çok önemlidir. Anti aging tedavisinde en çok üzerinde durulan ve tedaviye dahil ettiği büyüme hormonu ve melatonin daha çok gece uykuda salgılanmaktadır. Bu bağlamda düzenli bir uyku, anti aging konseptinde çok önemli bir yer tutmaktadır.

Sağlıklı olmanın amacı sağlıklı ve genç görünmektir.

İnsanın derisi çevre şartlarından, aşırı gece hayatı, alkol alınması ve güneş ışınlarından etkilenir. Cilt kurur, elastikiyetini kaybeder, cilt altı incelir, kırışıklık ve sarkmalar ortaya çıkar. Cildin bakımı, korunması, tazelenmesi ve oluşmuş lekelerin temizlenmesi kişiye daha genç ve sağlıklı bir görünüm kazandırır. Cilt bakımı ve tedavisi, ciltleri sınıflayabilen, cilt altı dokuların yaş ve dış etkenlere bağlı olarak geçirdiği değişiklikleri anlayabilen ve buna göre tedavi düzenleyebilen uzmanlar tarafından yapılırsa ve denetlenirse etkili olur.

Anti – Aging ‘de başarılı olmak için, hastanın periyodik laboratuar tetkiklerinin, hormon değerlerinin, vücutlarındaki kas ve yağ oranlarının, varsa başka fiziksel rahatsızlıklarının tek bir dosyada toplanarak genel sağlık profilinin çıkarılması; beslenme ve yaşama alışkanlıklarının belirlenmesi, derisinin incelenerek sınıflandırılması ve değerlendirilmesi yapılır.

Bu verilere dayanarak kişiye özel bir diyet ayarlaması, egzersiz programı çıkarılması, cilt bakımı ve gerekiyorsa tedavisinin programlanması, kullanılacak ürünlerin saptanması, tüm bunların yapılabilmesi için programa uygun olarak çalışabilecek birikimde uzman ve kuruluşların tavsiye edilmesi, gelişmelerin fotoğraflarla tespit edilerek yine aynı dosyaya işlenmesi ile hastanın her yönü ile kontrol altına alınması, Anti-Aging programının başarılı olabilmesi için gerekmektedir.

Anti – Aging’de doğal yöntemlerle başarılı olmak için hastanın düzenli tıbbi kontrol altından bulunması, vücut hormon dengesinin korunması eğer bir disfonksiyon varsa bunun giderilmesi, sağlıklı ve dengeli beslenme, sağlıklı ve dengeli beslenemeye ek besinler, vitamin ve mineral desteği, fiziksel egzersizlerin düzenli yapılmasını sağlamak, stres ile mücadele, var olan genel risk faktörlerin azaltılması, cilt bakımı.

Özellikle çevreyi iyileştirme, iyilik hali verme, kendini iyi hissetme, yani bedensel sağlık dışında iç dünya ile ilgili konularda tamamlayıcı tıp ile hastaya yardımcı olmak mümkündür. Tamamlayıcı tıp tedavi araçlarımızın yanına, modern tıptaki ilaçları koymamızda hiçbir sakınca yoktur.

NE YAPMALI?
Bedenin serbest radikallerle savaşan üç grup savunma hattı vardır.
1. Birinci hatta enzim sistemleri yer alır. Bunlar DNA’da mevcut olan bilgilere göre beden tarafından üretilen moleküler araçlardır. Bu enzimler serbest radikalleri uzaklaştırır veya bunların “dikenlerini” köreltirler.

2. İkinci hatta, bedende üretilen çok çeşitli biyomoleküller yer alır;bunlar kendi elektronlarını vermek suretiyle serbest radikallerin elektron açlığını giderirler. Bu moleküller, hücre dışı serbest radikal etkisizleştiricileri olarak bilinir. Bunlar kendilerini feda ederek hücre içinde yaşamsal önem taşıyan moleküllere, onların olmak üzere bir elektron verirler.

3. Savunmanın son hattını besinler–bedenin dışardan hazır olarak aldığı maddeler- oluşturur. Bu takviye güçler de kendilerini feda ederek işlev görürler. Birinci gruptaki enzimler vücudumuzun doğal işleyişi içinde yer alırlar eğer dış etkiler sebebiyle (sigara, kirli hava soluma, stres yoluyla biriken toksik yük) yetersiz kalmışsa Bio-Oksidatif tedaviler sınıfına giren ozon/oksijen tedavisi gibi yöntemlerle takviye etmek gerekebilir.

Bu enzimler, üçüncü grupta geçen ve dışardan hazır olarak alınan besinler ve kendilerini feda ederek etki gösteren biyokimyasal maddelerden (vitaminler gibi) bin kat daha etkilidir. Örneğin, E vitamini yırtıcı bir açlık içinde bulunan bir serbest radikali doyurmak için bir elektronundan vazgeçer ve böylece aslında kendisi bir serbest radikal haline gelir.

Daha Fazla Bilgiyi Nereden Alabilirim?

 

Comments are closed.