web analytics

Basında Ozon Terapi

FORMSANTE: VİRAL HASTALIKLAR VE YAŞLANMAYA KARŞI OZON TEDAVİSİ
Viral hastalıklar ve yaşlanmaya karşı Ozon tedavisi

Ozon gazı, dolaşım bozukluklarından viral hastalıklara ve romatizmaya kadar bir çok hastalıkta yardımcı tedavi olarak kullanılıyor ve başarılı sonuçlar veriyor. Anti-aging amacıyla da kullanılan ozon tedavisi, Türkiye’de ünlü sanatçı ve işadamlarının favorisi.

Dr Lale Yeprem, tedavi sonrasında hastaya 7 günlük detoks ve çeşitli vitamin kombinasyonlarından oluşan bir kür verdiklerini söylüyor. Tedaviyi yılda bir kez tekrarlamak gerekiyor.

Ozon yani O3 oda sıcaklığında renksiz, karakteristik kokusu olan bir gaz. Tedaviye karar verdiğiniz noktada uygulayacak uzmana kullandığınız ilaçları ve özel diyetleri anlatmalısınız. Kalıtımsal hastalıklar ve alerjiler de önemli.

Hastanın alacağı dozu doktor belirliyor. Medikal ozon , yaraların dezenfeksiyonunda, bakteri ve virüslerin sebep olduğu hastalıkların tedavisinde kullanılıyor. Kan dolaşımını arttırma yeteneği var. Bağışıklık sistemini de hareketlendiriyor. Ozon, diğer tedavilere ek olarak da uygulanıyor. Romatizmal hastalıklar, dişeti hastalıkları ve faranjit tedavisi de ozonun kullanım alanları arasında.

Kan alma, el ayak torba yöntemi, eklem içi ozon enjeksiyonu, ozonlu su ve ozonlu sauna gibi çeşitleri var. Son yöntem selülitlerde, zayıflama amaçlı ve toksinlerden arındırmak için uygulanıyor.

AKŞAM GAZETESİ YAZI DİZİSİ_2 : Tiryakiye ‘taze kan’
Oksijen tedavisi kapsamında gerçekleştirilen ‘Kan yıkama’ uygulamasının özellikle sigara ve alkol bağımlılarında gözle görülür bir iyileşme sağladığını belirten Dr. Lale Yeprem, kremden torbalamaya, ozon terapiden ozon saunalarına kadar en çok kullanılan yöntemleri anlattı.

Majör otohemoterapi (Hastadan kan alınarak tedavinin yapılması):
Bu tedavide hastadan her seansta 50 mililitre kan alınıyor. Şırınga ile alınan kan, özel bir sistemde, sadece bir kez kullanılan şişelerin içine yavaş yavaş enjekte ediliyor. Serum şişesine benzeyen şişeye kan enjekte edilirken bol miktarda oksijen de veriliyor. Oksijen ve kan, aynı zamanda şişe içine yansıyan, ozonlaşmaya neden olan özel bir ışıkla kaynaştırılarak kanın daha fazla oksijen alması sağlanıyor. Özel şişede işlemi tamamlanan, oksijenle yıkanan kan, serum gibi damla damla hastaya geri veriliyor. Böylece ozon, kırmızı ve beyaz kan hücrelerini oluşturan spesifik maddelerle tamamen reaksiyona giriyor ve böylece vital aktivitelerini = metabolizmayı artırıyor. İşte bu aktive edilmiş kan (ozon ya da oksijen değil) hastaya hemen normal bir damlalık kullanarak tekrar geri veriliyor. Aynı prensibin kullanıldığı, ‘minör otohemoterapi’ diye adlandırılan yöntemde ise ozonlanmış 3-5 ml kan intramusküler yolla hastaya geri veriliyor. Bu yöntemle spesifik olmayan bağışıklık sistem aktivasyonu yapılıyor; alerjik hastalıklarda ve genel olarak bağışıklık sistemini güçlendirmekte kullanılıyor.

Islak vücuda uygulama
Eksternal tedavi: Ozon gazı kapalı bir sistemde özel bir plastik bot (ayaklar ve bacaklar için ) içinde dolaştırılarak ya da vücudun farklı bölgelerine uygun torbalar, folyolar ile tatbik edilir. Bu sarf malzemeleri, ozona dayanıklı materyalden yapılır. Vücudun tedavi edilecek kısmı önceden su ile nemlendirilir, çünkü ozon kuru bölgelere etki etmez. Bu metot ülserleri, yaraları, açık yaraları, ameliyat sonrası oluşan lezyonları, shingles (herpes) ve enfekte olmuş alanları tedavi etmekte çok etkilidir. Diğer yöntemler ozonlu saf su (dental tedavilerde) ve ozonlu saf medikal zeytinyağı, cilt eruptionları örneğin egzema, mantarların tedavisinde uygulanır.

O3 (ozon) gazının rektal yolla uygulanması: Kulağa hoş gelmese de o kadar rahatsızlık verici değildir. Aslında hasta kesinlıkle hiçbir rahatsızlık hissetmez, çünkü O3 gazı direkt olarak hassas bağırsak çeperi (membranı) tarafından emilir; buna ek olarak tüp ve torbalar tek kullanımlık olduğundan tamamen hijyeniktir ve hasta kendi kendine uygulayabilir. Bu metot bazı bağırsak hastalıklarında etkilidir ancak son zamanlarda genel sağlık ve yeniden canlanma için kullanılmaktadır.

Ozonun eklem içi enjeksiyonu: (Intra artikuler yolla ozon verilmesi); adından da anlaşılacağı gibi ozon gazı (eğitimli kişilerce), yavaşça eklem içine enjekte edilir. Bu metot ağrılı enflamatuar hastalığı olan ekleme uygulanır (artrit, rekurren artroz, genel patolojik sertliklerde uygulanabilir).

163 yıldır tıbbın hizmetinde
Ozonun ya da oksijenli suyun yararları ilk kez İsviçre’de 1840 yılında Alman kimyacı Christian Fredrick Schönbein tarafından keşfedildi.

  • 1856 yılında ameliyathane dezenfeksiyonunda kullanıldı.
  • 1860’da Monaco’da suların ozonla temizlenmesine başlandı. Ozonun, bakteri ve virüsleri öldürmenin yanı sıra sudaki koku ve kötü tadı da ortadan kaldırdığı görüldü.
  • 1900 yılında Nicola Tesla, ilk ozon jeneratörünün patentini aldı. 1902’de H.J. Clarke ozonun anemi, kanser, diyabet, influenza ve morfin zehirlenmesinde kullandı.
  • 1915’tde Dr. Albert Wolf, 1. Dünya Savaşı sırasında kangren ve yaraları ozonla tedavi etti.
  • 1926’da Dr. Otto Warburg Berlin’de kanserin hücre düzeyinde oksijen azlığından meydana geldiğini bildirip, bu saptaması ile 1931 ve 1944 Nobel ödüllerini aldı. Bu alandaki ödülü arka arkaya 2 kez ödül alan tek kişi olarak tarihe geçti.
  • 1957’de Dr. J. Hansler kendi medikal ozon jeneratör patenti aldı.
  • 1961’de Hans Wolf’ün tanıttığı major ve minör otohemoterapi teknikleri kullanılmaya başlandı.
  • 1977’de Dr. Renate Viebahn ozonun vücuttaki etkilerini teknik olarak açıkladı.
  • 1979’da Dr. George Freibott ilk AIDS hastasını ozonla tedaviye aldı.
  • 1980’de Dr. Horst Kief, ozonla AIDS tedavisinde başarı kazandığını öne sürdü.
  • Ozon, 1992’den bu yana da Rusya’da yanık tedavilerinde kullanılıyor.
  • 1998’den bu yana Türkiye’de Kızılay Altıntepe Araştırma Hastanesi’nde ve bazı muayenehanelerde ozon kullanılıyor.

 

AKŞAM GAZETESİ YAZI DİZİSİ _1 : 80’İNDE BASTONU ATTIRAN YÖNTEM

Uzmanların iddiasına göre, kanınızı yıkatarak hep genç ve zinde kalabilirsiniz. ABD’den Japonya’ya dünyanın pek çok ülkesinde uygulanan ozon terapiyle gençleşip, 80 yaşında dağa çıkan, hatta cinsel gücünü artıranlar var. Yöntemi Dr. Lale Yeprem anlattı.

Son yılların, çok rağbet gören alternatif tıp uygulamalarının başında ozon terapi ya da Almanlar’ın deyimiyle ‘Kan yıkama’ geliyor. İktidarsızlıktan strese, kanserden yaşlılığa pek çok derde çare olan ozon tedavisine ABD’de yılda 3 milyar dolar harcanıyor. Kanını yıkatarak gençleşenler arasında Hollywood starlarından Prens Charles’a, futbolculardan siyasetçilere pek çok ünlüyü bulmak mümkün.

Performansı artırdığından sporda doping olarak da kabul edilen ozon terapisinin Türkiye’deki en tanınmış müdavimi ise Mesut Yılmaz. Yılmaz’ın aşırı sigara tiryakiliğinden bu yöntemi seçtiği belirtiliyor.

‘Kanserden koruyor’
I. Dünya Savaşı sırasında Almanlar tarafından keşfedilen, yurtdışında oldukça pahalı olan bu yöntem, Türkiye’de pek bilinmediğinden az sayıda doktor tarafından uygulanıyor. İstanbul’da Ozon Sağlık Hizmetleri kurucusu Dr. Lale Yeprem’in yanı sıra Kızılay’ın Pendik Şubesi’nde uzmanlar, sınırlı sayıda hastaya bu konuda tedavi hizmeti veriyor.

Yılda en az 10 seans yaptırılan kan yıkama yönteminin bağışıklık sistemini güçlendirerek performansı artırdığını söyleyen Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Lale Yeprem, ‘Şehirde sürekli toksine maruz kalıyoruz. Bu yöntem kanser gibi ölümcül hastalıklara yakalanma riskini en aza indirgiyor’ dedi.

Sık hastalandığı için Avrupa’da 100 yıldır uygulanan bu yöntemi İngiltere’de öğrenmeye merak sardığını anlatan Yeprem, 2 yıldır hem Türkiye’de hastalara ozon tedavi yöntemini uyguluyor hem de bu konuyla ilgilenen hekimlere eğitim veriyor. Hastaları arasında ünlü mizah ustası Gani Müjde de var. Yeprem, hep genç ve zinde kalmayı isteyenlerin başvurduğu ozon yöntemini AKŞAM’a anlatırken şunları söyledi:

Stres oksijensiz bırakıyor;
Oksijen, yaşamımızı sürdürmemiz için gerekli olan en önemli öğelerden biri. Vücudumuzun her bir hücresi oksijene ihtiyaç duyuyor. Ancak hepimizin yaşamında zamanla oksijen alımında bir düşüş ve beynimizde kullandığımız oksijen miktarında azalma oluyor. Günlük yaşam mücadelesi, iş yoğunluğu, mesleki ve ailevi sıkıntılar, endüstriyel olarak hazırlanan gıda ürünleri, çevre kirliliği, nikotin, alkol, kahve, kötü alışkanlıklar, yanlış yaşam biçimi ve hatalı beslenme, hareketsizlik, hastalık ve enfeksiyonların her biri başlı başına stres faktörü oluşturuyor. Tüm bunlara, normal yaşlanma süreci de eklenince insan vücudunun oksijen ihtiyacı fazlalaşıyor. Oksijen yetersiz olduğunda organ ve hücrelerin çalışması aksıyor. İşte, tam bu noktada ozon terapi, kanı oksijene doyurarak, dokulardaki oksijenasyonu artırıyor. Dünyada Almanya, İngiltere, ABD, Malezya, Brezilya gibi pek çok ülkede sadece ozon terapi yapan özel hastaneler mevcut. İtalya’da özel kürsüsü bile var. Almanya’daysa 8 bin hekim ozon terapi uyguluyor.

Kanser tedavisinde tamamlayıcı
Kanser tedavisinde ilave ya da tamamlayıcı olarak düşük dozlarda ‘majör otohemoterapi’ adı altında veya ‘minör otohemoterapi’ olarak ozon kullanılıyor. Aktive edilmiş oksijen, bağışıklık sistemini uyararak, beyaz kan hücrelerinden anti-kanser maddelerinin salınmasını, kanın dolaşımını artırarak, alyuvarların, kalpten en uzaktaki dokular ve hücrelere ulaşabilmesi için en küçük damarlarda bile hareket edecek kadar esnek olmasını sağlıyor. Sadece anemisi, kanla ilgili rahatsızlığı olan hastalara uygulama yapılmıyor.

Oksijensizlik belirtileri
Oksijensizlik semptomların başında, baş ağrısı, bitkinlik, yorgunluk, çalışma gücünün zayıflaması, yaşam sevincinin azalması, erken yaşlanma, hayati önem taşıyan organların yıpranması geliyor. İşte oksijensiz bırakan nedenlerden bazıları:

  • Kötü nefes alma (Kronik bronşit astım gibi…)
  • Rafine edilmiş gıdalar,
  • Sigara içimi,
  • Egzersiz azlığı,
  • Çevre kirliliği,
  • Karbon monoksit zehirlenmesi (özellikle büyük ve kalabalık şehirlerde yaşayanlar için),
  • Çevredeki doğal oksijenin azalması.

Ozon tedavisine 30 ile 35 yaşından sonra başlanması gerektiğini belirten Dr. Yeprem, ‘Hastalarımın çoğu erkek. Ozonu en çok erkeklerde yaşlanmanın etkilerini azaltmak için kullanıyoruz. Ozon tedavisi erkeklerde sıkça görülen cinsel fonksiyon bozukluklarında dolaşımı düzenlediği için tercih ediliyor. Bağışıklık sistemini kuvvetlendirdiği için ayrıca grip aşısına gerek kalmaz’ dedi.

Yılda 1 milyar lira
Ozon terapi ücreti, seans ve uygulama şekline göre değişiyor. 1 yılda 10 seanslık oksijen tedavisinin ücreti tüm check-up ve doktor ücretleri dahil 1 ile 1.5 milyar arasında.

Bir seans yarım saat sürüyor. Her bir seanstan sonra efor sarf edilmemesi tavsiye ediliyor. Ancak her yıl seansların tekrarlanması gerekiyor.

Bağışıklık sistemini güçlendiriyor
Ozon, bağışıklık sisteminin zayıfladığı bütün hastalıklarda etkili. Ozon gazı, ciltten emilim yoluyla alındığı zaman hücrenin oksijenlenmesini artırarak yaşlanmaya neden olan serbest radikalleri engelliyor. Ameliyat sonrası halsizlik durumlarında, kireçlenmelerde, eklem ağrılarında, sporcuların performansını artırmada ozan tedavisinden çok iyi sonuçlar elde ediliyor. Bunun dışında şeker hastalarında meydana gelen açık yaraların kapatılmasında kullanılan ozon, açık yarası olmayan hastalarda da doku tahribatını engellemek için uygulanabiliyor. Astımlı hastaların da ozon tedavisinden sonra rahat nefes alıp aktif yaşamlarına kısa zamanda geri dönmeleri mümkün.

Yararlanan ünlüler
Ozon terapi yaptıran ünlülerden biri Mesut Yılmaz. Diğeri ise Gani Müjde. Astım doktoru aracılığıyla Dr. Lale Yeprem’le tanışan mizah ustası Gani Müjde 2 yıl önce ozon tedavisine başlamış. Dünyada ise Prens Charles, geçtiğimiz yıl ölen İngiltere Ana Kraliçesi ozon yaptıran ünlüler arasında.
YARIN: Kan nasıl yıkanıyor

SABAH GAZETESİ : DOĞAL KÜRLER SAĞLIK KAYNAĞI 23/11/2004
Doğal kürler sağlık kaynağı

Oksijen, hayatın olmazsa olmaz birinci öğesi. Kişi günde en az 10 kilometre yürümelidir veya yürüyemiyorsa takviye olarak ozon verilmelidir. Oksijen O2’dir, ozon O3’tür. Uçağa bindiğinizde burnunuza gelen keskin koku, ozon kokusudur. Ozon solunamaz ancak, direkt kirli kana verilir. Doğrudan toplardamar kanına verilir. O kirli, siyah toplardamar kanınız, kırmızı renge dönüşür ve içindeki karbondioksit oranı azalır. Oksijen miktarı artar. Peki ozonun oksijenden farkı nedir? Oksijen hemen saniyeler içinde parçalanıyor. Ancak ozon, toplardamar kanına verdiğimizde 6 ile 20 dakika içinde parçalanıyor. Nerede oksijen azsa, orada spazm vardır. Nerede spazm varsa orada da ağrı vardır. Ağrıyı kesmenin en önemli yollarından biri; ağrı kesici değil, oksijen vermektir.

AKŞAM GAZETESİ : Aydın Doğan’da sağlıklı ve dinç olmasını Ozon Oksijen Terapsine bağlıyor

Dış görünüşünüzle, gençliğinizle ilgili misiniz? Kendime bakmaya gayret ediyorum. Bir tane sıkıntım var yemek yemekten kendimi alamıyorum.

Her yıl Almanya’ya gidip kanınızı baştan aşağı değiştirdiniz mi? Her yıl Almanya’ya gidiyorum. Kanımı baştan aşağı değiştiriyorum değil. Bir defa bir grup gittik. Ozon tedavisi dedikleri bir şey var. Kana oksijen verdiler. Ama her yıl Almanya’ya gidiyorum, havuzlara giriyorum, zayıflamak için yürüyüş yapıyorum. Kurhouse diyor Almanlar.

O grubun içinde Özer Çiller de var mıydı? Evet 94 senesi içinde, Özer Çiller, bugün sana tanıştırdığım eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Orhan Karabulut vardı.

Mesut Yılmaz? Hayır Mesut Yılmaz yoktu. Yalan. Orada bir resim çektirdik hep beraber.

Esen Kale diye Özer’in bir arkadaşı vardı, dünya tatlısı bir Laz ve öyle dekolte fıkralar anlattı ki Özer’i kahrediyordu. Sonradan bir sene sonra uranyum kaçakçısı filan bilmem ne diye yalan yazıldı Esen Kale için.

Peki bu ozon, gençlik mi veriyormuş ne yapıyormuş insana? Vallahi hakikaten gençlik de veriyor. Doğru. Unutkanlığı filan çok önleyen bir sistemdi. Biz gittiğimizde kanımızı ölçtüler. Bir de bizim Almanya temsilcimiz vardı. O sigara içiyordu. Bana dediler ki senin kanındaki oksijen 70 yaşında, beni 35 yaşına indirdiler, Orhan Paşa’yı 55 yaşına indirdiler. Her sene gitmek lazımmış, gitmedik.

Daha Fazla Bilgiyi Nereden Alabilirim?

GANİ MÜJDE OZON OKSİJEN TERAPİSİ YAPTIRIYOR!

Star Gazetesi : STRESE KARŞI OKSİJEN
Klinikte gençlik aşısının yanı sıra oksijen yüklemesi ve kan temizlemesi de yapılıyor. Bu yöntemlerle sağlığını kalıcı kılan starlar, ünlü Kleopatra Banyosu’yla gençliklerine gençlik katıyor…

OKSİJEN TEDAVİSİ:

Klinikte uygulanan önemli bir tedavi yöntemi de ‘Oksijen Tedavisi’. Sağlıklı yaşamak, genç kalmak ve uzun ömürlü olmak isteyenlerin, Hücre Terapisi ya da Chelat Terapisi’ne paralel olarak yaptırdığı Oksijen Tedavisi, insanın en doğal ve temel 3 ihtiyacından birini karşılıyor: Ekmek, su, oksijen.

Bilindiği gibi gıda yoluyla alınan enerji dışında insanın yaşaması için gerekli olan en önemli madde oksijen.

Oksijensiz yaşam düşünülemez. Bilimsel araştırmalara göre bir insan yemek yemeden 6 aya kadar yaşayabilir. Su içmeden 5-7 gün hayatta kalabilir. Ancak oksijen olmadan sadece birkaç dakika içinde ölüm gelir. Nefes aldığımız havadaki oksijen oranı ise yüzde 21 civarında.

STRES FAKTÖRLERİ: Günlük yaşam mücadelesi, iş yoğunluğu, mesleki ve ailevi sıkıntılar, endüstriyel olarak hazırlanan gıda ürünleri, çevre kirliliği, nikotin, alkol, kahve, kötü alışkanlıklar, yanlış yaşam biçimi ve hatalı beslenme, hareketsizlik, hastalık ve enfeksiyonların her biri başlı başına ayrı bir stres faktörü. Normal yaşlanma süreci de eklenince insan vücudunun oksijen ihtiyacı fazlalaşıyor. Nefes alıp vermenin dışında, enerjinin vücuttaki dağılımı, insanı zehirleyen atıkların arındırılması yine oksijenle gerçekleşiyor. Oksijen yetersiz olduğunda organ ve hücrelerin çalışması aksıyor. Oksijen yetersizliğini gösteren semptomların başında, baş ağrısı, bitkinlik, yorgunluk, çalışma gücünün zayıflaması, yaşam sevincinin azalması, erken yaşlanma, hayati önem taşıyan organların yıpranması geliyor. Oksijen yetersizliğinde damarlar, beyin, kalp, eklemler, omurilik ve akciğerlerde kireçlenmelerle fonksiyon bozuklukları meydana geliyor. Ve hastalıklar ortaya çıkıyor.

TEDAVİ YÖNTEMİ: Klinikte çeşitli oksijen tedavileri uygulanıyor. Hastaya bir maske ile talebi ve sağlık durumuna göre oksijen veriliyor. Vücudun daha fazla miktarda oksijen almasını sağlamak için bisiklet çevirtiliyor. Bu süre içinde kişinin vitamin ve mineral almasına özen gösteriliyor. Sürekli ölçülen tansiyon ve nabızla, vücuttaki gelişmeler izleniyor. Oksijen ve vitamin takviyesiyle vücutta düzenli bir dinçleşme kaydediliyor. Kür süresince doktor ve hastanın belirlediği sayıda oksijen tedavisi uygulanıyor.

OZON TERAPİSİ: Klinikte yine oksijen tedavisi kapsamında gerçekleştirilen ‘Kan yıkama’ uygulaması anında gözle görülür bir değişiklik sağlıyor. Bu tedavide hastadan her seansta 50 mililitre kan alınıyor. Şırınga ile alınan kan, özel bir sistemde, sadece bir kez kullanılan şişeler içine yavaş yavaş enjekte ediliyor. Serum şişesine benzeyen şişeye kan enjekte edilirken bol miktarda oksijen de veriliyor. Oksijen ve kan, aynı zamanda şişe içine yansıyan, ozonlaşmaya neden olan özel bir ışıkla kaynaştırılarak kanın daha fazla oksijen alması sağlanıyor. Özel şişede işlemi tamamlanan, oksijenle yıkanan kan, serum gibi damla damla hastaya geri veriliyor.

OZON TEDAVİSİ ÜCRETİ: Klinikte oksijen ve ozon tedavisi ücreti, sayı ve uygulama şekline göre değişiyor. 12 seanslık oksijen tedavisi, tüm check-up ve doktor ücretleri dahil olmak üzere 980 Euro. Oksijen Süper Regenerasyon adı verilen yine 12 seanslık oksijen ve 4 seanslık ozon tedavisinden oluşan uygulama ücreti 1380 Euro. Bu ücretlere, klinikte konaklama fiyatı dahil değil. 2 saat süren tek seanslık oksijen tedavisi 50, tek seferlik ozon terapisi ise 100 Euro.

KISRAK SÜTLÜ BANYO: Alp Dağları’ndan gelen şifalı suyun kullanıldığı muhteşem havuz, yine şifalı sulardan oluşan ayak banyoları, dinlendiren saman banyosu, Türk hamam ve Fin saunasından oluşan muhteşem banyo ve ter atma odaları gençlik aşılayıp, dinlendiriyor. Klinik hamamında göbek taşı yerine her kişi için ayrı, ancak aynı etkiyi gösteren mozaiklerden hazırlanmış ısınma, terleme ve yumuşamaya yarıyan taştan yapılma şezlonglar bulunuyor. Klinikte rağbet gören ‘Kleopatra Banyosu’nda yıkanmak ise ayrı bir zevk. Çok görkemli, tek kişilik bir odada bulunan Kleopatra Banyosu’nda özel bal ve ‘Kısrak sütü’ ile banyo yapılıyor. Ballı kısrak sütü tüm bedeni dinlendiriyor, gözeneklerin temizlenmesini, cildin beslenip gerilmesini sağlıyor. Bir kerelik Kleopatra Banyosu, havuz kullanma, ayak banyosu, çiçek yapraklı yüz buhar banyosu ile birlikte toplam 4 saatlik kürün fiyatı 26 Euro.

EN İYİSİ ROMA KÜRÜ: Alman Eczacılar Birliği kaynaklarına göre, ülkede bilinen 497 ayrı çeşit zayıflama ilacı ve zayıflama kürlerinin yapamadığını, Dr. Martin’in ‘Cura Romana’ (Roma Kürü) adlı rejim programı başarıyor. Protein ağırlıklı beslenme, vücudun kendi yağ eritme mekanızmasını harekete geçirme ve Dr. Martin’in özel olarak uyguladığı ‘HCG’ adlı aşı, en problemli bölgelerdeki yağları mum gibi eritiyor. Bu rejimde verilen kilolar bir daha alınmıyor, dolayısıyla ‘Jojo Etkisi’ görülmüyor.

BİYOLOJİK ZAYIFLAMA: Dr. Martin, günümüzün en büyük hastalıklarından biri olan şişmanlıktan kurtulmanın aslında ciddi bir sorun olmadığını söylüyor. Roma Kürü, tamamen biyolojik yöntemle zayıflatıyor. Roma’da yaşayan ünlü İngiliz doktor A. T. W. Siemons’un başlattığı ancak Dr. Claus Martin tarafından geliştirilip günümüz şartlarına uyarlanan kür, kişinin sağlığına zarar vermeden, organlarında hiç bir yıpranmaya yol açmadan, sağlık ve bağışıklık sistemini güçlendirerek kalıcı zayıflamayı öngörüyor.

AÇLIK ÇÖZÜM DEĞİL: Kilolu insanların çoğunun birkaç hafta ya da birkaç ay dayanıklık gösterip, perhiz yaparak kilo kaybetmeyi hedeflediklerini belirten Dr. Martin, ‘Bu rejimlerin büyük çoğunluğu insanın kendi kendine eziyet etmesinden, damak zevki ve keyfinden yoksun kalmasından başka bir işe yaramaz. Kısa süreli zayıflama yöntemleriyle özellikle yüz ve göğüslerde zayıflama meydana gelir, Sarkmalar başlar. Asıl yağların bulunduğu kalça, bacak, bel ve göbeklerde, yani problemli bölgelerde yağların erimediğinin görülmesi üzerine rejime küsülür. Eskisinden daha fazla yenilmeye başlanır. Atılan birkaç kilo, daha fazlası ile alınır. Az yemek, sadece sınırlı bir dönem içinde rejim yapmak soruna çözüm değildir. Disiplinli, bilinçli ve bilimsel uygulamalar dahilinde yapılacak rejimler ancak kalıcı olur. Doğrusu budur’ diyor.

SAĞLIK İKSİRİ GİBİ: Klinikte uygulanan kür yöntemi insanı zayıflatırken, sağlığına katkıda bulunup gençleştiriyor. Kalp ve tansiyon hastalıkları, karaciğer, safra kesesi, mide ve bağırsak fonksiyonları düzelerek, beslenmeden kaynaklanan bir gençleşme süreci harekete geçiyor. Zayıflama kürü, cilt ve romatizma hastalıklarına iyi geliyor. Kliniğin sahip olduğu spor imkanları ya da ek ‘Welness’ programları ile birlikte beslenme ve hareketlerle arzu edilen kiloya ulaşılıp, beslenme ve günlük yaşam alışkanlığı değişiyor.

ACIKMADAN ZAYIFLA: Roma Kürü’nde, her zayıflama yönteminde bilinen bitkinlik, yorgunluk ve halsizlik gibi unsurlar ortaya çıkmıyor. Vücudun protein yapısı zedelenmediği için, vücut kür süresince mum gibi eriyip bilinçli zayıflarken, dinç, zinde ve sağlıklı kalıyor. Kür sırasında dinamizm kaybolmuyor. Açlık hissedilmiyor. Diğer kürlerin yüzde 90’ında atılan tüm kilolar, en geç 1 yıl içinde fazlasıyla geri alınırken, Roma Kürü yapanların yüzde 80’i, 1 yıl sonra da kilosunu koruyor. Dr. Martin, ‘Yaptığımız araştırmalara göre, uyguladığımız kür, bilinen tüm rejimler arasında en etkin, en sağlıklı ve kişi için en tehlikesiz olan diyet programını oluşturuyor’ diyor. (Star Gazetesi)

Hürriyet Gazetesi – Tatil Pazar Eki : GENÇLİK AŞILAYAN GAZ: OZON
Ameliyat sonrası halsizlik durumlarında, kireçlenmelerde, eklem ağrılarında, sporcularda performans artırmada başvurulan ozon tedavisinden çok iyi sonuçlar elde ediliyor. Amica Dergisi, gençlik ve sağlık aşılayan
sihirli gaz ozonla yapılan tedaviye yer verdi.

Genç kalmayı, kırışıklıkların oluşumunu bir nebze de olsa engellemeyi ve hep zinde olmayı kim istemez? Ozon tabakasının incelmesi yüzünden dünyamızın ne kadar olumsuz etkilendiğini bilmeyen yok. İşte bu gazın aynı zamanda olumlu etkileri de olduğu ve gençlik aşıladığı söyleniyor.

Ozon, bağışıklık sisteminin zayıfladığı bütün hastalıklarda etkili. Ozon gazı, ciltten emilim yoluyla alındığı zaman hücrenin oksijenlenmesini artırarak yaşlanmaya neden olan serbest radikalleri engelliyor. Ameliyat sonrası halsizlik durumlarında, kireçlenmelerde, eklem ağrılarında, sporcularda performans artırmada ozan tedavisinden çok iyi sonuçlar elde ediliyor. Bunun dışında şeker hastalarında meydana gelen açık yaraların kapatılmasında kullanılan ozon, açık yarası olmayanlar hastalarda doku tahribatını engellemek için uygulanabiliyor. Astımlı hastaların da ozon tedavisinden sonra rahat nefes alıp aktif yaşamlarına kısa zamanda geri dönmeleri mümkün.

Grip aşısı yerine kış aylarında herkese ozon öneriliyor. Ozon tedavisi erkeklerde sıkça görülen cinsel fonksiyon bozukluklarında dolaşımı düzenlediği için tercih edilebilir.

Ozon tedavisinde uygulanan torbalama yöntemi şöyle işliyor: Kişinin şikayetine göre vücudun bazı bölgeleri özel bir solüsyonla nemlendirilerek torbalanıyor. Küçük torbalar sadece el bölgesine ve ayaklara, büyük torbalar ise ayaklardan bele kadar olan bölgeye kaplanıyor. Daha sonra içeri aktif oksijen (ozon) veriliyor ve özel bir solüsyon yardımıyla ozunun cilt tarafından amilmesi sağlanıyor. Haftada iki veya üç seans uygulanan bu tedavinin süresi yaklaşık 30 dakika sürüyor.

Ozon tedavisi her yaşta uygulabilen bir yöntem. Ozonun en çok 35-70 yaş arasındaki kadınlarda, yaşlanmanın etkilerini en aza indirmek için kullanılıyor, ikinci sırada ise astım şikayeti olanlar geliyor. (Hürriyet Gazetesi – Tatil Pazar Eki)
MİLLİYET: OZON OKSİJEN TEDAVİSİ
Oksijen yaşamımızı sürdürmemiz için gerekli olan en önemli ögelerden birisi. Vücudumuzun her bir hücresi oksijene ihtiyaç duyuyor. Ancak hepimizin yaşamında zamanla oksijen alımında bir düşüş ve beynimizde kullandığımız oksijen miktarında azalma oluyor. Böylece yaşamımız olumsuz etkilenerek bedenimiz canlılığını yitirir. Kan dolaşımı bozukluklarında, metabolizma düzensizliklerinde, akciğer ve karaciğer hastalıklarında, kolesterol problemi olanlar, mantar, bağırsak hastalıkları olanlarda saf oksijenden elde edilen ozon oldukça faydalı oluyor. (Milliyet Gazetesi)

SABAH GAZETESİ : MUCİZE YARATAN OZON TEDAVİSİ 14/08/2004
Mucize yaratan ozon terapisi
Son günlerde üst üste gelen yoğun iş programınız nedeniyle kendinizi yorgun ve güçsüz mü hissediyorsunuz? Yoksa önünüzde sizin için hayati önem taşıyan, mutlaka kazanmanız gereken bir sınav mı var? Çok önemli bir spor müsabakasına mı katılacaksınız? Yaşlandığınız için her gün yeni bir ağrıyla mı tanışıyorsunuz? Vücut direncinizi arttırmak için avuç avuç vitamin ve enerji hapları almaya gerek yok. Bir kaç “ozon terapisi” seansına girerek kendinizi son derece dinç ve dinamik hissedebilirsiniz. Günümüzde kanserden hepatite, kolitten zonaya kadar pek çok hastalığın tedavisinde yardımcı yöntem olarak kullanılan ozon terapisi, aynı zamanda sağlıklı insanların performanslarını artırmaya ve vücudu gençleştirmeye de yarıyor. Dünyada yaklaşık 50 yıldır uygulanan bu terapi Türkiye’de ise çok yeni. İlk olarak 1999 yılında Kızılay Altıntepe Tıp Merkezi’nde uygulamaya başlayan Op. Dr. Muammer Velidedeoğlu, ozon terapisini şöyle açıklıyor: “Dolaşım bozukluklarında, kronik hastalıklarda, kolitlerde kullanıyoruz bu tedaviyi. Ayrıca vücudun yaşlanmasını önleyici etkisi de var. Ancak bu yöntem vücudu gençleştirmez, sadece vücudun fonksiyonlarını düzene sokar. Vücutta 70-100 milyar hücre bulunur. Aşağı yukarı günlük veya haftalık 10 milyar hücre tahrip olur. Vücut bunun yerine yenisini koyar. Ozon bunu takviye ediyor. Bağışıklık sistemindeki hücreleri aktive ederek hücrelerin 21 gün değil de 12 günde bir değişmesini sağlıyor. O yüzden bir gençlik ortaya çıkıyor. Aslında buna gençlik değil de dinçlik, dinamizm demek daha doğru.”

Bu dinamizm öyle bir şey ki, Op. Dr. Velidedeoğlu ozon terapisine girenlerin büyük bir çoğunluğunun, “Yeniden doğmuş gibiyim. Ağacı kökünden sökebilirim” ifadesini kullandığını söylüyor: “İlk uyguladığımız dönemlerde bir üst düzey yönetici gelmişti ve manager hastalığı denilen bir hastalığı vardı. Yüksek pozisyondakilerin günlük stresleri neticesi oluşan bir sürmenaj durumu bu. Bu hastaya 8 kez uyguladık çok memnun kaldı. Sonra yavaş yavaş yayıldı. Sonra biri telefon etti, ‘Sporcularda doping olarak yapılır mı?’ diye. Almanya’da Bayern Münih takımı futbolcularına büyük maçlardan önce 2 veya 3 uygulama yapar. Ama bu doping değildir. Vücudun oksijen ihtiyacını karşılayıp performansını yükseltir. Aynı şekilde büyük bir sınava gireceksiniz, seyahate çıkacaksınız veya çok yoğun bir programınız vardır iki üç tedaviden sonra kendinizi çok dinç hissedersiniz. Ben 30 yıldır kendime uyguluyorum. İşadamları, bankacılar, doktorlar var bize gelen. Futbolcuları almadık buraya. Çünkü onlar için ayrı bir birim oluşturmak lazım. Ama onlara uygulayan arkadaşlar var sanıyorum.”

KIRIŞIKLIĞA KULLANILMAZ
Avrupa’dan sonra Türkiye’de de ozon terapisinin rant amaçlı kullanılmaya başladığı ve bu nedenle anti- aging’in ön planda geldiğini söyleyen Op. Dr. Velidedeoğlu, özellikle son zamanlarda botoks yerine kullanılmasının çok yanlış olduğu görüşünde: “Bir insanın ozon tedavisiyle 10 yaş 20 yaş gençleşmesi mümkün değil. Kırışıklıklara verilen ozon gazı orada bir şişme meydana getiriyor. Dolayısıyla oraya aşırı derecede doku yüklemesi oluyor ve deri geriliyor. Ama 5-10 gün sonra tekrar eski haline dönüyor. Güzellik merkezleri yapıyor. Hekimlerin dışında uygulanması doğru değil. Biz daha ziyade tıbbi alanda uyguluyoruz. Mesela eklem kireçlenmelerinde ozon gazı veriyoruz eklemin içine. Ve yürüyemeyen hastalar iki üç hafta sonra bastonları bırakıp yürümeye başlıyorlar.” Ozon terapisinin bir diğer kullanım alanı ise kanser hastalarının tedavisine destek olmak. Dr. Velidedeoğlu, 100’e yakın hastada uyguladıklarını ve olumlu sonuçları gördüklerini anlatıyor: “Mesela meme kanserlerinde kemoterapi yapılırken saç dökülmesi olur. Ozon uygulandığında saç dökülmesi yüzde 60- 70 azalıyor. Saçları dökülen sağlıklı insanlarda da uyguluyoruz ozonu ve faydasını görüyoruz.”

Ozon gazının vücuda nasıl etki ettiği konusunda şöyle bilgi veriyor Dr. Velidedeoğlu: “Ozon, normal oda ortamında 30 dakikada parçalanır. Vücutta kanla karıştığı zaman 2-3 saniye içinde parçalanıyor ve ikiye ayrılıyor. İki atomlu ve tek atomlu oksijen. İki atomlu oksijeni alyuvarlar hemen emiyor. Normalde alyuvarlar kanda madeni paralar gibi birbirine yapışık hareket ederler. Ama ozon gazıyla karıştığı zaman hemen ayrılıyorlar ve formlarını değiştiriyorlar. Dolayısıyla satıh genişlediğinden yüksek derecede oksijeni emerek vücudun ihtiyacı olan bölgeye gidiyor. Mesela karaciğerinizde iltihap varsa bütün ozonla yükselmiş alyuvarlar oraya yöneliyor. Böylece parçalanma sonucunda emilen oksijen dokuya gidiyor.”

Ozonun vücuda uygulanışını ise Dr. Muammer Velidedeoğlu şöyle anlatıyor: “Ozon’un vakum şişeleri vardır. Önce vücuttan 50 ya da 75 ml. kan alınır. Ozon gazı ozon generatörüyle elde edilir. Kan alındıktan sonra ozonla karıştırılır, sonra tekrar vücuda verilir. Bu uygulamanın tekrarı hastanın şikayetine göre 6 ila 12 defa arasında değişir. Kanserlerde 18- defaya kadar haftada iki defa yapılır. Kanser hastalarında çok yüksek doz uygulanır. Sebebi kanser hücreleri oksijenli ortamda bulunamazlar, parçalanamazlar ve oksijen içinde boğulurlar. Aynı zamanda vücudun bağışıklık sisteminin arttığı derecede kanser hücresinde azalma olur.” Hiçbir yan etkisi olmadığı söylenen ozon terapisinin bir seansı için Kızılay’da 100 milyon lira ödemek gerekiyor. Ayrıca Türkiye’de bir de ozon cemiyeti kuruldu. Burada ozon eğitimi alan hekimler, bu uygulamayı yapabiliyor ancak cemiyet tarafında sürekli denetimden geçiriliyorlar. 

OZON’LU TEDAVİ GENÇLEŞTİRİYOR
Bağışıklık sistemini güçlendiren ve hastalıklara karşı direnç veren “ozon terapi” yöntemi, hücrelerde oksijeni artırarak “yaşlanmayı geciktiriyor” ve kronik yorgunluk sendromuna iyi geliyor. İzmir AA

8 Ocak 2005 — “Ozon terapi” yöntemi ile hasta bölgeye oksijen vererek dolaşımın düzelmesi sağlanıyor. Yöntem, dolaşım bozuklukları, alerji ve romatizmal hastalıklar, kanser, kronik yorgunluk sendromu, karaciğer ve cilt hastalıkları, kozmetik nedeniyle yaşlanma ve yaşa bağlı görme bozuklukları, şekere bağlı ülserler, yanıklar ve cinsel fonksiyon bozuklarında kullanılıyor. Yan etkisi olmayan ozon tedavisi herkese uygulanabiliyor. Genel Cerrahi Üroloji Uzmanı Opr. Dr. Asım Çiloğlu, bağışıklık sistemini güçlendiren ve hastalıklara karşı direnç veren “ozon terapi” yönteminin, bakteri öldürücü ve virüs çoğalmasını önleyici özelliği olduğunu belirtti.

Dünyanın çeşitli ülkelerinde 50-60 yıldır “ozon terapi” yönteminin başarıyla uygulandığını, bu tedavinin hem organ, hem de hayat kurtarıcı etkisi olduğunu savunan Dr. Çiloğlu, bu yöntemle tedavi süresinin kişiye göre değiştiğini söyledi.

Hasta bölgeye oksijen vererek dolaşımın düzelmesini sağladıklarını anlatan Dr. Çiloğlu, şunları söyledi: “Ozon tedavisi herkese uygulanabiliyor. Yan etkisi yok. İnsan sağlığını koruma ve hastalıklarla mücadelede doğal tedavi yöntemlerinden olan ozon terapiyi hastanemizde uyguluyoruz. Geçen yıl başladığımız ozon terapi yöntemini, şu ana kadar 75 hastamıza uyguladık.”

Ozon gazının normal oda ortamında 30 dakikada parçalanırken, vücutta kanla karıştığı zaman 2-3 saniyede, iki atomlu ve tek atomlu oksijen olarak bölündüğüne dikkat çeken Çiloğlu, şu bilgileri verdi: “İki atomlu oksijeni alyuvarlar hemen emiyor. Madeni para gibi birbirine yapışık hareket eden alyuvarlar, ozon gazıyla yüklenince hemen ayrılıyor ve şekil değiştiriyor. Dolayısıyla yüzey genişlediğinden yüksek derecede oksijen alan alyuvarlar, vücudun ihtiyacı olan bölgeye hızla gidiyor. Örneğin karaciğerde iltihap varsa, ozon gazıyla oksijen oranı artan alyuvarlar, hastalıklı dokuya ulaşıp tedaviyi hızlandırıyor. Sağlıklı insanların performanslarını artırma ve vücudu gençleştirmede de etkin rol üstleniyor.”

Dr. Asım Çiloğlu, ozon terapi yönteminin, dolaşım bozuklukları, alerji ve romatizmal hastalıklar, kanser, kronik yorgunluk sendromu, karaciğer ve cilt hastalıkları, kozmetik nedeniyle yaşlanma ve yaşa bağlı görme bozuklukları, şekere bağlı ülserler, yanıklar ve cinsel fonksiyon bozuklarında kullanıldığını dile getirdi.

Ozon terapi yönteminin 12 seans olduğunu, her yıl tekrarlanması gerektiğini kaydeden Dr. Çiloğlu, kanser hastalıklarında tedavi süresinin 18-20 seansa kadar yükseldiğini ifade etti.

YENİ ASIR : DÜNYADA İLGİ GÖREN YÖNTEM İZMİR’DE 11 ARALIK 2004 CUMARTESİ
Ozon terapi ile bağışıklık güç kazanıyor

Özel Kocaman Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Çiloğlu, “Yöntemi uyguladığımız 40 kişide başarılı sonuçlar aldık. Hasta sayımız sürekli artıyor” dedi

Özel Kocaman Hastanesi Başhekimi ve Genel Cerrahi Üroloji Uzmanı Op. Dr. Asım Çiloğlu, bağışıklık sistemini güçlendiren ve hastalıklara karşı direnç veren “Ozon terapi” yönteminin İzmir’deki ilk uygulayıcısı olduklarını söyledi.

Tıpta başdöndürücü hızla gelişen teknoloji, yeni tedavi yöntemlerinin uygulama başarısını yükseltiyor.

Dünyada yaklaşık elli yıldır kullanılan ozon terapi, Türkiye’de de hızla yaygınlaşıyor.

Özel Kocaman Hastanesi, insan sağlığını koruma ve hastalıklarla mücadelede doğal tedavi yöntemlerinden biri olan ozon terapiyi İzmir’e getirdi.

40 hastaya ulaştık
Bağışıklık sistemini güçlendiren ve hastalıklara karşı direnç veren yöntemin İzmir’deki ilk uygulayıcısı Özel Kocaman Hastanesi’nin Başhekimi ve Genel Cerrahi Üroloji Uzmanı Op. Dr. Asım Çiloğlu, “Ülkemizde ilk kez 1999 yılında uygulanmaya başlanan ozon terapi, alınan başarılı sonuçlar üzerine tüm yurda hızla yayıldı. İzmir ve çevresinde yaklaşık 40 hastaya ulaştık. Olumlu sonuçların görülmesiyle hasta sayımız da arttı” diye konuştu.

Ozon gazının normal oda ortamında 30 dakikada parçalanırken; vücutta kanla karıştığı zaman 2-3 saniye içinde, iki atomlu ve tek atomlu oksijen olarak bölündüğüne dikkat çeken Çiloğlu şu bilgileri verdi:

Gençleştiriyor
“İki atomlu oksijeni alyuvarlar hemen emiyor. Madeni para gibi birbirine yapışık hareket eden alyuvarlar, ozon gazıyla yüklenince hemen ayırılıyor ve şekil değiştiriyor. Dolayısıyla yüzey genişlediğinden yüksek derecede oksijen alan alyuvarlar, vücudun ihtiyacı olan bölgeye hızla gidiyor. Örneğin karaciğerde iltihap varsa, ozon gazıyla oksijen oranı artan alyuvarlar, hastalıklı dokuya ulaşıp tedaviyi hızlandırıyor.”

Ozon terapi yönteminin sağlıklı insanların performanslarını artırma ve vücudu gençleştirmede de etkin rol oynadığını sözlerine ekleyen Op. Dr. Çiloğlu, “Ozon terapiyi, her hekim kendi branşında kolaylıkla uygulayabiliyor” dedi.

Şifa sağladığı hastalıklar
Sağlıklı ve uzun bir yaşam için önerilen ozon terapi yöntemi Avrupa başta olmak üzere toplam 8 bin merkezde uygulanıyor. Yöntem şu hastalıklarda olumlu sonuç veriyor:
– Dolaşım bozuklukları,
– Alerji ve romatizmal hastalıklar,
– Kanser,
– Kronik yorgunluk,
– Karaciğer ve cilt hastalıkları,
– Kozmetik nedeniyle yaşlanma ve yaşa bağlı görme bozuklukları…

Kanserli hücreler yöntemle azalıyor
Hastadan alınan kanın, ozon generatörüyle elde edilen ozon gazıyla karıştırılıp, vücuda geri verildiğini anlatan Özel Kocaman Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Asım Çiloğlu, “Yaklaşık 12 seans süren tedavinin hiçbir yan etkisi yok. Kanser hastalarında tedavi süresi 18-20 seansa kadar yükselebiliyor. Çünkü kanser vakalarında, kanser hücreleri oksijenli ortamda bulunamadıklarından, parçalanamayıp, oksijen içinde boğuluyor. Bu uygulamayla bağışıklı sistemi güçlendiğinden kanser hücrelerinde azalma sağlanıyor.”

Comments are closed.