850 532 69 66

Ozon Tedavisinde Doktorun El Kitabı

ÖNSÖZ

Babamın hastalığı ve onu kaybetme sürecinde klasik tıbbın eksik kaldığı yerlerin olduğunufark ettim.

Halbuki mezun olduğum okul olan İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesinde çok iyi bir eğitim almıştım.

Her branştan; mesleğimin başında kendimi bilgi anlamında donatabileceğim hocalarım dünya standartlarında eğitim veriyorlardı.

Ancak klasik tıbbın dışında bizlere üniversitede öğretilmemiş olan geleneksel tedavilerin klasik tıbbın içinde başarımızı arttıracak kadar ve kolayca kullanılabildiğini 1999 yılında Altıntepe Kızılay’da çalışmaya başlayana kadar bilmiyordum.

Ozon ile bir hasta olarak tanıştım. O zaman Altıntepe Kızılay’da G.ğüs Hastalıkları Uzmanı olarak çok yoğun tempo ile çalışmakta ve her 15 günde 1 kez de 40 derece ateş ve Üst solunum yolu atağı ile işe gidemez hale geliyordum.

O dönem hastanenin Başhekimliğini yürüten Op.Dr. Muammer Velidedeoğlu “Senin bu kadar sık hastalanman normal değil bağışıklık sistemini düzene sokmak lazım” deyip beni hastanede kendi kliniğinde tedaviye aldı. Bu arada ben doktor beyi ve yaptığı tedavileri hiç tanımıyordum. Hastanede ise onun hakkında değişik tedaviler yapıyor diye dedikodular mevcuttu, ancak yapacak bir şey yok .ünkü hasta olunca ben ondan izin alıyordum.

15 gün sonra benim ateşim çıkmayıp kendimi daha iyi hissedince “Siz bana ne yaptınız?” diye sordum, bana muzip muzip bakıp “ Ben sana ozon tedavi yaptım “ dedi.

İlk kez duyduğum bir tedavi olan ozon tedavi ne ola ki???

Muammer beyin kliniği Kızılay içinde ağrı polikliniği olarak hizmet veriyordu , ben de aynı katta çalışmamız sayesinde boş bulduğum zamanlarda onun kliniğine gidip hastaları takip etmeye başladım.

Burada doktor bey pek çok tedavi metodunu bir arada kullanıp hastaların ağrılarını azaltıp, bağışıklık sistemlerini düzenleyip yaşam kalitelerini arttırıyordu.

1,5 sene hastalarını takip ettikten sonra 11 Eylül 2001 de Londra da İmperial College da dünya ozon kongresine katıldım ve tıbba bakış açım değişti.

Dünyanın pek çok yerinden gelen meslektaşlarım Ozon tedavi ile ilgili yapılmış klinik ve laboratuvar çalışmalarını sundular. Bu çalışmalara göre de benim gözlemim klasik tıbbın eksiğini tamamlıyorlardı. Bazı çalışmalarda da tedavinin ta kendisi oluyordu ozon tedavi.

Bu bilgiler ile Türkiye ye geri geldiğimde ozon tedavi sadece Altıntepe Kızılay’da yapılıyordu ve ozona dayanıklı malzemelerin temin edilmesinde gü.lükler yaşanıyordu.

2001 yılı sonunda Bostancı da kendi kliniğimi açtım ve hastalarımı kabul etmeye başladım.Tabii ozon o dönemde neredeyse hiç bilinmiyordu ama ben o kadar inanmıştım ki peşini hiç bırakmadım. Fırsat bulduğum her yerde ozonu anlattım.

Sağlık Bakanlığına elimdeki dosyalar ile belki 10 kez gidip “Bakın böyle bir tedavi var bunu hastanelerde uygulasak hastaların yaşam kalitesini arttırsak , ilaç ihtiyacını azaltsak”dediğimde beni çok da ciddiye almadılar.

“Siz bir dernek kurun ve dernek aracılığı ile başvuru yapın “ dediler.

Böylece MODER (Medikal Ozon Oksijen Derneği) 2005 yılında kuruldu. Op.Dr. Muammer Velidedeoğlu ilk başkanımız oldu. Ve 2006 yılında EUROCOOP (Avrupa Ozon Birliği) üyesi olabilmek için gerekli olan uluslararası ozon kongresini İstanbul’da düzenledik.EUROCOOP bayrağındaki 5. Yıldız Türkiye oldu.

2014 yılına kadar ozon tedavi önceleri meraklı pratisyen hekimlerin kullandığı bir yöntemken MODER olarak senede 2-3 kez yaptığımız sempozyumlar ,Gazi Üniversitesinde Prof.Dr. Avni Babacan desteği ile gerçekleştirdiğimiz uluslararası Ozon Kongresi ve Gazi Üniversitesi Algoloji Kliniğinde kurulan ozon tedavi araştırma ünitesinin arkasından İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon kliniğinde Prof. Dr. Cihan Aksoy öncülüğünde ozon tedaviye başlanması ve üniversitede ilk 3 sene öğrencilerine verdiği tamamlayıcı tıp günlerinde ozona yer vermesi sayesinde ozon tedavinin bilimsel alanda daha çok duyulmasına vesile oldu.

Sonraki senelerde Uzman hekimler sempozyum ve Kongrelerimize katılmaya başladı.

Her hekim kendi branşında günlük hasta tedavi protokolüne ozon ile destek sağlayabiliyor yada tedavi protokolüe yenilik katabiliyordu , bu da hekimin başarısını arttırıyordu.

2014 yılında hükümetin GETAT ı desteklemesi ile Sağlık bakanlığından ozon ile ilgili yönetmeliğin yazılması için davet aldım ve hazırlamış olduğumuz yönetmelik ile de Ozon tedavi kanuni olarak da uygulanabilir oldu.

Bundan sonra benim de başından beri hayalim olan çeşitli üniversiteler ve hastanelerde ozon tedavisi üniteleri meraklı hekimler tarafından kurulmaya başlandı.

Bu da hastaların daha az ilaç kullanımı daha kaliteli yaşama sahip olmalarını sağladı.

Ozon tedavi ile önce hasta olarak tanışmamı sağlayan sonra meslektaş olarak tüm bilgisini benimle paylaşan Sevgili hocam Op. Dr. Muammer Velidedeoğlu’na, benim Ozon Tedavi serüvenimde beni tüm kalbi ile destekleyen ve daha kliniğim, muayenehanem olmadan ilk medikal ozon jenerat.rünü alıp evimize getiren Eşim Ahmet Yeprem’e,İyi bir hekim olarak yetişmemi sağlayan o zamanki İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesindeki üniversite hocalarıma, eğitim hayatımda bana sağladıkları imkanlar ve destekleri için anne ve babama, çok yoğun tempoda çalıştığım için onların zamanından çaldığım çocuklarım Uygar ve Ela ya sonsuz teşekkür ederim.

Kitabın yazılması sırasında büyük emeği geçen , önce hasta yakını sonra hasta olarak ozon tedavisine inanan ve uygulayan, Bezmialem Üniversitesinde Rejeneratif Tıp B.lümünü beraber kurup yürüttüğümüz sonra da Ozon tedavide doktorun el kitabını yazdığımız Uz.Dr.Naim Ulusana da çok teşekkür ederim.

Uz.Dr Lale Yeprem

Babamın hastalığı ve onu kaybetme sürecinde klasik tıbbın eksik kaldığı yerlerin olduğunufark ettim.

Halbuki mezun olduğum okul olan İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesinde çok iyi bir eğitim almıştım.

Her branştan; mesleğimin başında kendimi bilgi anlamında donatabileceğim hocalarım dünya standartlarında eğitim veriyorlardı.

Ancak klasik tıbbın dışında bizlere üniversitede öğretilmemiş olan geleneksel tedavilerin klasik tıbbın içinde başarımızı arttıracak kadar ve kolayca kullanılabildiğini 1999 yılında Altıntepe Kızılay’da çalışmaya başlayana kadar bilmiyordum.

Ozon ile bir hasta olarak tanıştım. O zaman Altıntepe Kızılay’da G.ğüs Hastalıkları Uzmanı olarak çok yoğun tempo ile çalışmakta ve her 15 günde 1 kez de 40 derece ateş ve Üst solunum yolu atağı ile işe gidemez hale geliyordum.

O dönem hastanenin Başhekimliğini yürüten Op.Dr. Muammer Velidedeoğlu “Senin bu kadar sık hastalanman normal değil bağışıklık sistemini düzene sokmak lazım” deyip beni hastanede kendi kliniğinde tedaviye aldı. Bu arada ben doktor beyi ve yaptığı tedavileri hiç tanımıyordum. Hastanede ise onun hakkında değişik tedaviler yapıyor diye dedikodular mevcuttu, ancak yapacak bir şey yok .ünkü hasta olunca ben ondan izin alıyordum.

15 gün sonra benim ateşim çıkmayıp kendimi daha iyi hissedince “Siz bana ne yaptınız?” diye sordum, bana muzip muzip bakıp “ Ben sana ozon tedavi yaptım “ dedi.

İlk kez duyduğum bir tedavi olan ozon tedavi ne ola ki???

Muammer beyin kliniği Kızılay içinde ağrı polikliniği olarak hizmet veriyordu , ben de aynı katta çalışmamız sayesinde boş bulduğum zamanlarda onun kliniğine gidip hastaları takip etmeye başladım.

Burada doktor bey pek çok tedavi metodunu bir arada kullanıp hastaların ağrılarını azaltıp, bağışıklık sistemlerini düzenleyip yaşam kalitelerini arttırıyordu.

1,5 sene hastalarını takip ettikten sonra 11 Eylül 2001 de Londra da İmperial College da dünya ozon kongresine katıldım ve tıbba bakış açım değişti.

Dünyanın pek çok yerinden gelen meslektaşlarım Ozon tedavi ile ilgili yapılmış klinik ve laboratuvar çalışmalarını sundular. Bu çalışmalara göre de benim gözlemim klasik tıbbın eksiğini tamamlıyorlardı. Bazı çalışmalarda da tedavinin ta kendisi oluyordu ozon tedavi.

Bu bilgiler ile Türkiye ye geri geldiğimde ozon tedavi sadece Altıntepe Kızılay’da yapılıyordu ve ozona dayanıklı malzemelerin temin edilmesinde gü.lükler yaşanıyordu.

2001 yılı sonunda Bostancı da kendi kliniğimi açtım ve hastalarımı kabul etmeye başladım.Tabii ozon o dönemde neredeyse hiç bilinmiyordu ama ben o kadar inanmıştım ki peşini hiç bırakmadım. Fırsat bulduğum her yerde ozonu anlattım.

Sağlık Bakanlığına elimdeki dosyalar ile belki 10 kez gidip “Bakın böyle bir tedavi var bunu hastanelerde uygulasak hastaların yaşam kalitesini arttırsak , ilaç ihtiyacını azaltsak”dediğimde beni çok da ciddiye almadılar.

“Siz bir dernek kurun ve dernek aracılığı ile başvuru yapın “ dediler.

Böylece MODER (Medikal Ozon Oksijen Derneği) 2005 yılında kuruldu. Op.Dr. Muammer Velidedeoğlu ilk başkanımız oldu. Ve 2006 yılında EUROCOOP (Avrupa Ozon Birliği) üyesi olabilmek için gerekli olan uluslararası ozon kongresini İstanbul’da düzenledik.EUROCOOP bayrağındaki 5. Yıldız Türkiye oldu.

2014 yılına kadar ozon tedavi önceleri meraklı pratisyen hekimlerin kullandığı bir yöntemken MODER olarak senede 2-3 kez yaptığımız sempozyumlar ,Gazi Üniversitesinde Prof.Dr. Avni Babacan desteği ile gerçekleştirdiğimiz uluslararası Ozon Kongresi ve Gazi Üniversitesi Algoloji Kliniğinde kurulan ozon tedavi araştırma ünitesinin arkasından İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon kliniğinde Prof. Dr. Cihan Aksoy öncülüğünde ozon tedaviye başlanması ve üniversitede ilk 3 sene öğrencilerine verdiği tamamlayıcı tıp günlerinde ozona yer vermesi sayesinde ozon tedavinin bilimsel alanda daha çok duyulmasına vesile oldu.

Sonraki senelerde Uzman hekimler sempozyum ve Kongrelerimize katılmaya başladı.

Her hekim kendi branşında günlük hasta tedavi protokolüne ozon ile destek sağlayabiliyor yada tedavi protokolüe yenilik katabiliyordu , bu da hekimin başarısını arttırıyordu.

2014 yılında hükümetin GETAT ı desteklemesi ile Sağlık bakanlığından ozon ile ilgili yönetmeliğin yazılması için davet aldım ve hazırlamış olduğumuz yönetmelik ile de Ozon tedavi kanuni olarak da uygulanabilir oldu.

Bundan sonra benim de başından beri hayalim olan çeşitli üniversiteler ve hastanelerde ozon tedavisi üniteleri meraklı hekimler tarafından kurulmaya başlandı.

Bu da hastaların daha az ilaç kullanımı daha kaliteli yaşama sahip olmalarını sağladı.

Ozon tedavi ile önce hasta olarak tanışmamı sağlayan sonra meslektaş olarak tüm bilgisini benimle paylaşan Sevgili hocam Op. Dr. Muammer Velidedeoğlu’na, benim Ozon Tedavi serüvenimde beni tüm kalbi ile destekleyen ve daha kliniğim, muayenehanem olmadan ilk medikal ozon jenerat.rünü alıp evimize getiren Eşim Ahmet Yeprem’e,İyi bir hekim olarak yetişmemi sağlayan o zamanki İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesindeki üniversite hocalarıma, eğitim hayatımda bana sağladıkları imkanlar ve destekleri için anne ve babama, çok yoğun tempoda çalıştığım için onların zamanından çaldığım çocuklarım Uygar ve Ela ya sonsuz teşekkür ederim.

Kitabın yazılması sırasında büyük emeği geçen , önce hasta yakını sonra hasta olarak ozon tedavisine inanan ve uygulayan, Bezmialem Üniversitesinde Rejeneratif Tıp B.lümünü beraber kurup yürüttüğümüz sonra da Ozon tedavide doktorun el kitabını yazdığımız Uz.Dr.Naim Ulusana da çok teşekkür ederim.

Uz.Dr Lale Yeprem

Top