Yorum yapılmamış

Cell-Wellbeing Epigenetik Haritalama Teknolojisinin Saptama Prensipleri

Cell-Wellbeing Epigenetik Haritalama Teknolojisinin Saptama Prensipleri

Lütfen pdf için tıklayınız.

Gen Ekspresyonunun Optimizasyonuna Yönelik olarak Cell-Wellbeing Rapor İndekslerinin Yorumlanması

Giriş:

Epigenetik, fenotipin değiştiği ve genotipin histon ve kromatin metilasyonları nedeniyle aynı kaldığı mikro ve makro çevreden doğan bilgi sinyallerinin etkisi altında olan gen ekspresyonunun çalışılmasıdır.

2000 yılında tamamlanan İnsan Genomu projesine 2003 yılında son şekli verilmiş ve dünya genelindeki bilim insanları ile paylaşılmıştır. Görev alan bilim insanları, gen sayısının yüz binlerce olacağını beklese de yapılan keşifler insan genomunun tamamının yalnızca 25.000 genden oluştuğunu vurgulamıştır. Keşifler aşağıdaki soruya kafa yorulmasına neden olmuştur: ‘İnsanların vücutlarını oluşturan yapısal ve globüler protein sayısının 100.000’den fazla olmasının ve bunları kodlayan gen sayısının yalnızca 25.000 olmasının nedeni nedir?’ Bu soruya tek yanıt, fenotipleri kontrol eden genomdan başka bir şey olmasıydı: epigenetik.

Günümüzdeki epigenetik teorisi Amerikalı biyolog Prof. C David Allis tarafından öne sürülmüştür. Epigenetik, genotipi etkilemeden fenotipin ekspresyonu yoluyla işlev görür. Kodlama yapmayan DNA’nın, genleri nasıl eksprese ettiği veya susturduğunu açıklamaya yönelik aydınlatılmış mekanizmalar aşağıdaki şekildedir:

RNAi – siRNA’nın mRNA’lardaki tamamlayıcı bölgelerine hibridize olarak sekansa spesifik bir şekilde sessiz gen ekspresyonu
Kromatin Remodelingi – Histonların asetilasyonu ve deasetilasyonu kromatin remodelinginin en basit tipidir.
DNA Metilasyonu – Metil gruplarını genlerin promotor bölgesine bağlayan biyolojik proses. Susturucu gen ekspresyonunda rol alan belirgin epigenetik mekanizma olarak kabul edilir.
Bilimin aldığı ad ile epigenetik ilk olarak erken dönem evrimcilerden olan Jaen-Baptiste Lamarck (1744-1829) tarafından ‘Lamarckizm’ olarak öne sürülmüştür. Yaşam formlarının, çevrelerinden ‘bilgi’ alabileceklerini ve bunları genlerine geçirebileceklerini öne sürmüştür. Yıllar sonra Erwin Schrödinger (1887-1961), moleküler biyoloji alanında teorik kuantum fiziği modelini uygulamış ve epigenetik olarak bildiğimiz alanın temelini oluşturmuştur. Erwin Schrödinger gende bir çeşit ‘kod yazısı’ olduğuna ve ayrıca genetik kalıtsal karakterlerin sebat ettiğine inanıyordu. O zamanlar DNA’nın, bir şekilde proteine kodlanabilen ve böylece proteinin kendi kendine organiza olmasını sağlayan bir bilgi olduğu düşünülüyordu. Bu disiplinler arası buluş moleküler biyolojiye yeni bir kapı açtı ve sonrasında doğrudan çift sarmallı DNA yapısının keşfedilmesini tetikledi. Bu noktada, Schrödinger’in genlerin belli proteinleri üretme kabiliyetine işaret ettiğine inanılıyordu ancak daha yüksek ihtimalle Lamarckizmi de denkleme dahil eden şekilde bu proteinlerin dış faktörler aracılığıyla biyolojik karmaşıklığa organize edilmesinden bahsediyordu. O zamanlar biyolojinin, mikrokozmik dünyada mikroskop altında daha ileri düzeyde çalışılmasının mümkün olmadığı düşünülüyordu. Erwin Schrödinger organizmanın en küçük yapısının atom olduğunu düşünmüş ve kuantum mekaniği ve kuantum alanlarına yönelik teorik fiziği ve fikirleri başlatmıştır.

Erwin Schrödinger’den sonra Cambridge Üniversitesi, Clare College’deki Biyokimya ve Sitobiyoloji Laboratuvarında çalışan Araştırma Direktörü Prof. Rupert Sheldrake, Sheldrake Teorisini geliştirdi ve öne sürdü (Sheldrake’in “Morfik Rezonans Hipotezi”). Morfik alanların ve rezonansın doğanın ve maddenin organize edici alanları olduğunu öne sürdü. Morfik alanlar, Morfik Rezonans adı verdiğimiz proses ile birbirleriyle etkileşime geçer. Alanlar uzaydaki görünmez yapılardır. Michael Faraday 1840’lı yıllarda, alanların eter gibi ince maddeden oluştuğunu öne sürmüştür.

1860’ların ortasında James Maxwell, ışığın elektromanyetik alandaki elektromanyetik vibrasyon olduğunu göstermiştir. Bu da elektrik teknolojisinin temeli olmuştur. 1905 yılında Albert Einstein, izafiyet teorisini geliştirdiğinde, eter konseptini kaldırmış ve alanların yalnızca kendilerinden ibaret olduğunu söylemiştir. Enerjiden oluşmakta ve dolayısıyla doğanın temelini oluşturmaktadırlar. Madde, alanlardan oluşur ancak alanlarda maddeden oluşmaz. 1927 yılında Einstein, izafiyet teorisi ile, evrensel gravitasyon alanının tüm evreni bir arada tutan bir alan olduğunu göstermiştir.

Kuantum teorisinde artık, kuantum enerji alanı ve biyolojik bilgi alanı gibi Kuantum Alanlarından bahsediyoruz.

Son zamanlarda, öncü kök hücre biyoloğu ve global epigenetik uzmanı Dr Bruce Lipton, gen ekspresyonunda çevrenin (mikro ve makro) rolüne ilişkin bilimsel bilgileri yeni düzeylere taşımıştır. Hücre membranına ilişkin çığır açan çalışmalar yapmış ve bunlar, hücrenin dış katmanının bilgisayar çipinin organik homoloğu yani beynin hücre düzeyindeki eşdeğeri olduğunu ortaya çıkarmıştır.  Stanford Üniversitesi, Tıp Fakültesi’ndeki 1987 ve 1992 yılları arasındaki araştırmaları, membran yoluyla işlev gösteren çevrenin, hücre davranışını ve fizyolojisini kontroller ettiğini ve genleri açıp kapadığını ortaya çıkardı. Hayatın genler tarafından kontrol edildiğine dair oturmuş bilimsel görüşe karşı gelen keşifleri, günümüzdeki en önemli çalışma alanlarından birinin yani epigenetik biliminin habercisi olmuştur.

Teknoloji:

Özellikle kuantum gözlem teknikleri, moleküler spektrum teknolojisi ve biyoteknoloji olmak üzere modern teknolojilerin gelişimi, modern biyolojik alanda (biyolojik bilgi alanı) ve kuantum epigenetiğinde araştırma yapılmasının kapısını açmıştır. Bilim insanları artık, teknolojik yollar ile biyolojik alanda bilgi saptayabilmektedir. Bitkisel biyolojik alanı ve hayvansal biyolojik alanı içeren ‘biyolojik alan’ terimi, canlı organizmalar (monomer ve birleşik organizmalar dahil) tarafından kuantum mekaniği yöntemiyle kullanılan canlı çevrenin açıklamasıdır. Biyolojik alanın, hem enerji hem de madde açısından biyolojik maddeler üzerinde muazzam bir etkisi vardır. Aynı zamanda gen ekspresyonunu ve böylece protein sentezini de kontrol edebilir. Şu anda genetik biyoloji alanında, protein sentezinin tüm etkilerini içeren genel terim “epigenetik” ya da “genlerin fiziksel ekspresyonunu veya fenotiplerini kontrol eden” bir faktör olarak adlandırılır. Uzun yıllardır, biyolojik bilgi alanı, epigenetik ve sağlık arasındaki ilişkilere ilişkin çalışmalarda anlamlı ilerleme kaydedilememişti. Bu, internetin ortaya çıkışına ve büyük veri teknolojisinin olgunlaşmasına kadar geçerliydi, şirketler artık, örnek verilerin internet üzerinden aktarımı ile toplu veri hesaplaması yapabilmekte, böylece kuantum epigenetiğinin madde, enerji ve yaşam ile ilişkisini çalışabilmektedir.

Cell-Wellbeing’in programları, teorik modern biyoloji, kuantum fiziği ve epigenetik temeline dayalı özel olarak geliştirilmiş S-Drive sistemi aracılığıyla verileri bağlamaktadır.

Cell Wellbeing’in programları ve S-Drive sistemi biyolojik bilgi alanlarının haritasını çıkarmaktadır. Temel epigenetik faktörlerin, in-vivo ortamda tüm vücut açısından ve genel sağlık ile ilişkili bağlantısına ilişkin bilgiler sağlamak üzere tasarlanmıştır. Bu epigenetik haritalama, belirtilere ve hastalığa tanı koymak için kullanılan kan ve idrar gibi vücudun dış (in vitro ve kompartmantalize) numunelerinden alınan testten farklıdır. Epigenetik haritalamanın kullanımı sistemin tamamını sıklıkla bir belirti ortaya çıkmadan önce yansıtmaktadır, bu şekilde epigenetiğin en iyi olarak herhangi bir patofizyolojik durumun tanısından veya tedavisinden ziyade önlenmesine uygundur.

S-Drive sistemi, fiziksel optimizasyonu mümkün kılan besinsel ve çevresel belirteçlerin haritalamasına izin veren spektrum bobini ve programlamanın kullanılması yoluyla kıl folliküllerinin endemik imza dalgalarında bulunan bağlantılı bilgilerin çözülmesini ve toplanmasını sağlar.

S-Drive spektrum bobini, longitudinal dalga saptama sensörü ve bilgi dönüştürme devresi içerir. Frekans spektrum bobinleri, S-Drive’ın merkezinde bulunur. Frekans spektrum bobinlerinin özel geometrisi ve elektromanyetik özellikleri sayesinde, manyetik alan ve elektrik alan, frekans spektrum bobinlerinin indüklediği alanda birbirlerini dengeler. Böylece “sayısal alan” oluşur ve buna “longitudinal harmonik dalga” adı da verilir.

Follikülleri intakt olan dört saç telini S-Drive frekans spektrum bobinine yerleştirdiğimizde, saç follikülünün biyolojik alanı, frekans spektrum bobinlerinin elektromanyetik alanının indüksiyonunu rezonans yoluyla bozacak ve böylece “sayısal alan”da değişiklik tetikleyecektir. “Skalar alan”daki değişiklikler sayısallaştırma için S-Drive programının sensör modülüne geri gönderilecektir. Bu şekilde, “biyolojik alan” numunelerindeki biyolojik bilginin ayrıntılarını bir araya getirebilir. Veriler önce haritalama için Almanya’ya aktarılır, sonrasında biyolojik bilgi, Cell Wellbeing programındaki S-Drive bilgi işleme devresi ile dijital biyolojik alan bilgisine dönüştürülür.

S-Drive işlemcisi, hastanın ad, yaş, cinsiyet ve adres bilgilerini girmek için Cell Wellbeing’in yazılım programını ve terminal çalışma prosedürlerini kullanır. Bu bilgiler, kişisel saptama bilgisi veri paketini (sistemde “karakteristik bilgiler” olarak adlandırılır) oluşturmak ve kişisel saptama bilgisi veri paketinin şifrelenmesini sağlamak için S-Drive tarafından toplanan dijital biyolojik alan bilgileriyle birlikte şifrelenecek ve saklanacaktır. Terminal çalışma prosedürü, şifrelenmiş kişisel saptama bilgilerini veri paketi olarak Almanya’daki akıllı haritalama sistemi bulutuna yükleyecektir.

Cell Wellbeing’in bulut tabanlı akıllı haritalama sistemi iki kısımdan oluşur: bir tanesi biyolojik bilgi hesaplama modeli prosedürü, diğeri de dünyanın büyük bir bölümündeki hayvanların (insanlar dahil) ve bitkilerin biyolojik bilgi alanı veritabanını kapsayan temel biyolojik örnek özellik veritabanıdır. Akıllı haritalama sistemi bulutu, terminal tarafından yüklenen kişisel saptama bilgisi veri paketini aldıktan sonra verileri şifreleyecek ve sonrasında, karmaşık biyolojik bilgilerin şifresini çözüp, hesaplamasını yapacaktır. Hesaplama sırasında sistem, test edilen nesnelerin isim, cinsiyet, yaş ve bölge bilgilerini birleştirecek ve nihayetinde, bireysel bağlantı verilerini ve raporunu oluşturacaktır. Oluşturulan rapor, terminal çalışma prosedürüne geri gönderilecek ve terminal çalışma prosedürü tarafından müşterinin e-posta kutusuna gönderilecektir.

Nihai raporda her bir maddenin hesaplama bağlantı indeksi, genel bölümdeki ağırlıklandırmasının yapılmasını sağlayacaktır. Aynı bölüm içerisinde her bir bağlantılı indeks, dengelenmiş bir ölüm için genel belirteç bağlantısının bir yüzdesini temsil edecektir. Bir bölümdeki tüm indeks ağırlığının toplamı %100’dür. Bu, rapordaki daire grafiklerinin ve şemaların, her maddenin kendi mutlak değeri olmadığı, bölümde denge sağlamak için gereken ağırlık etkisi veya bağlantı olduğu anlamına gelmektedir.

Her raporda, haritalanan her indeksin sağlık üzerindeki etki ağırlığına göre beslenme önerileri verilecek ve haritası çıkarılan hastanın besin takviyeleri ve gıdalar aracılığıyla denge sağlamasına rehberlik edilecektir; böylece sağlık daha ileri düzeyde optimize olacak ve sağlıklı yaşam tarzını destekleme amacı elde edilecektir.

Biyolojik alan geniş çaplı olarak yaşam alanımızda ve çevremizde bulunmaktadır. S-Drive dedektör frekans spektrum bobinleri aşırı duyarlı sensör mekanizmasıdır. Saç örneği S-Drive’ın spektrum bobinine yerleştirildiğinde, saç follikülünün biyolojik alan yoğunluğu görece fazla, buna karşılık diğer çevrelerin genel biyolojik alan yoğunluğu görece düşüktür. Sistem otomatik olarak, temel biyolojik alanın etkileşimini inhibe edecektir. Kök follikülü olmayan saç follikülü S-Drive’ın spektrum bobinine yerleştirilir, spektrum bobini çevresel biyolojik alanı duyarlı olarak saptayacaktır. S-Drive spektrum bobini standart bir “boğaz mikrofonu” gibi işlev görür. Mikrofon kullanıcısı konuştuğunda mikrofon, konuşmacısının büyük ses dalgası alanının yoğunluğu nedeniyle ses dalgalarını tespit edebilir. Mikrofon ses dalgalarını öne çıkarabilir ve arka plandaki sesi otomatik olarak kısıtlar/susturur.

Ancak konuşmacı konuşması bıraktığında mikrofon, gaz rezonansı ve çevresel ses gibi başka frekansları ve alan dalgalarını arar ve bir vızıltı sesi olarak tespit eder. Vızıltı “yakındaki çevresel alanların” tümünden kaynaklanan sonuçları içermektedir.

Sistem mimarisi

 

 

 

 

 

 

Arka Plan Gürültü Haritası

Yorum yapılmamış

Sağlık Bakanlığı Ozon Terapi Kursu

Sağlık Bakanlığı tarafından ilgili tarihler arasında düzenlenecek olan kurs bilgileri aşağıda bilginize sunulmaktadır.

KURS ADI: “Sağlık Bakanlığı Ozonterapi kursu”

KURS HOCASI: Uz.Dr.Lale Yeprem

TARİH:3-4 Mart 2018

YER:Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi GETAT Bölümü

Yorum yapılmamış

OZON UYGULAMASI EĞİTİMİ

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Kayseri Eğitim Araştırma Hastanesi Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulama Merkezi tarafından düzenlenecek Ozon Uygulaması Sertifikalı Eğitim Programı ile ilgili bilgiler ekli dosyada sunulmuştur. KAYIT TALEBİNİZ OLMASI DURUMUNDA AŞAĞIDAKİ KAYIT FORMUNU DOLDURABİLİRSİNİZ.

 

Ozon doğada atmosferin üst tabakalarında bulunan ve dünyadaki canlı organizmaları ultraviole radyasyondan koruyan bir tabakadır. Ozonun uygulandığı duruma ve uygulama şekline göre farklı etkileri vardır. Tedavi amacıyla; solüsyon, gaz, yağ veya ozon uygulanmış su olarak kullanılabilir.

 

Eğitim takvimi 

Başlangıç tarihi: 4-5-6 Ağustos 2017 (hafta sonu programı)

Diğer tarihler (11-12-13, 17-18-19-20 Ağustos 2017)

Kurs Yeri: Nuh Naci Yazgan Cad. Gavremoğlu Mah. No:4 Geriatri Merkezi 1.Kat Melikgazi/KAYSERİ, Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Merkezi (belirli tarihlerde katılımcılara önceden bilgi vermek kaydı ile kurs yerinde değişiklik yapılabilir.)

Ücret:

Ozon uygulaması kursu ücreti: 2.880TL

Ayrıca; Konaklama, ulaşım, yemek vb. ile ilişkili masraflar katılımcıların kendilerine aittir.

Kayıt için ozon uygulaması kursu kayıt, muhtelif sarf kullanımı, ölçme ve değerlendirme ücreti olan 600TL ile birlikte3.480 TL`nin aşağıda verilen hesap bilgilerine uygun açıklama ile yatırılması gerekmektedir.

Hesap bilgileri:

Hesap adı: Sağlık Bilimleri Üniversitesi Döner Sermaye İşletme Müdürlüğü

Banka adı – kodu: Vakıfbank – 0015

Hesap no: 158007305550229

IBAN: TR84 0001 5001 5800 7305 5502 29

Açıklama “Ozon Kayseri 1 Ad Soyad TC no”

 

Katılımcının Getirmesi Gereken Evraklar (Sınav öncesi evrak eksiği olan katılımcılar sınava alınamayacaktır.)

1-   2 adet nüfus cüzdanı fotokopisi (onaylı)

2-   2 adet diploma fotokopisi VE eğer varsa uzmanlık belgesi (onaylı)

3-   3 adet fotoğraf

 

Herhangi bir kurumda çalışanlar için ilgili belgeler yetkili kurum amiri (başhekim, mesul müdür, ilçe sağlık müdürü vb) tarafından kaşe ve imza ile “aslı gibidir” yapılabilir. Bu imkanı olmayanlar için (muayenede çalışanlar vb) ilgili belgelerin noter onaylı olması veya farklı bir hekim arkadaşı tarafından belgelerin asıllarının görüldüğüne dair kaşe ve imza şartı aranmaktadır.

Auyrınlı Bilgi için: OZON EĞİTİM BİLGİLENDİRME

 

 

Yorum yapılmamış

Sağlık Bakanlığı Ozon Sertifika programı

Sağlık Bakanlığı Ozon Sertifika programı Gazi Üniversitesi’nde 1-2-3 Aralık 2017 ve 8-9-10 Aralık 2017 tarihlerinde başlıyor. Detaylı bilgi için www.gazi.edu.tr | 0312 202 54 60

Eğitim Kadrosu:

-Prof.Dr.Cemal Çevik

– Prof.Dr. Avni Babacan
– Uz.Dr. Lale Yeprem
– Prof.Dr. Mine İnal
– Prof.Dr. Ahmet Karamercan
– Doç.Dr. Nurten İnan
– Doç.Dr. Didem Akçalı
– Uz.Dr. Hakan Dayanır

Eğitim Konuları:

– Ozon tarihi
– Günümüzde ozon terapi
– Türkiye’ de ozon terapi
– Madrid deklarasyonu
– Oksidan-Antioksidan mekanizmalar
– Ozon terapi mekanizması
– Ozon terapi uygulama yöntemleri
– Ozon terapi dozaj ve protokoller
– Diyabet ve ozon terapi
– Dolaşım bozukluğunda ozon terapi
– Algolojide ozon terapi uygulamaları
– FTR de ozon terapi uygulamaları
– Romatoid artritte ozon terapi
– Kronik Hastalıklarda ozon terapi
– Onkoloji ve ozon terapi
– Kozmetik ve ozon terapi
– Antiaging ve ozon terapi

Pratik Eğitim:

a) Cihaz ve aksesuarlarının kullanımı ve sistemik uygulama yöntemleri
b) Lokal uygulamalar: Paravertebral ve intra-artiküler ve benzeri uygulamalar
c) Ozonlu PRP uygulama

 

Yorum yapılmamış

SAĞLIK BAKANLIĞI ONAYLI OZON TEDAVİ KURSLARI

2-3-4 HAZİRAN 2017 İLE 9-10-11 HAZİRAN 2017 TARİHLERİNDE GAZİ ÜNİV. TIP FAK. GETAT UYGULAMA MERKEZİNDE BAŞLIYOR

Kurs Yeri:

Gazi Üniversitesi GETAT Uygulama Merkezi

İletişim Bilgileri:

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çayyolu Semt Polikliniği Çayyolu/ANKARA
Telefon: 0312 202 54 60

Yorum yapılmamış

KANITA DAYALI TIP AÇISINDAN SİSTEMİK OZON UYGULAMALARI:MAJÖR VE REKTAL OZON

Ozone in Medicine: Clinical Evaluation and Evidence Classification of the Systemic Ozone Applications, Major Autohemotherapy and Rectal Insufflation, According to the Requirements for Evidence-Based Medicine

Renate Viebahn-Hänsler, Olga Sonia León Fernández & Ziad Fahmy

ABSTRACT

Now that indications are clearly defined, applications have mostly become standardized and the active mechanisms have been well confirmed, medical ozone application in the form of the low-dose concept, is established and proven as a complementary medical method in the treatment of chronic inflammations or diseases associated with chronic inflammatory conditions. More than 11,000 systemic ozone treatments in the form of Major Ozone Autohemotherapy (MAH) in 577 patients and ≥ 47,000 Rectal Insufflations (RI) in 716 patients in various clinical studies are subjected to critical clinical assessment and classification according to the criteria of evidence-based medicine (EBM). Statistically significant clinical and/or pharmacological improvements without side-effects or adverse reactions are found in all studies; special attention is drawn to maintaining hygiene when working with blood and to the use of ozone-resistent and biocompatible materials. On summarizing the evidence classification under RCT + CT (Randomized Controlled Trials + Controlled Trials), i.e., Levels Ib and IIa, 12 studies with 657 ozone-treated patients are obtained for MAH and 6 studies with 227 patients for RI. As a result of the evidence here assessed, the two systemic ozone applications, MAH and RI are part of evidence-based medicine. Both applications are effective, safe and economic.

ÖZET

Günümüzde medikal ozonun endikasyonları çok iyi tanımlanmış ve ozonun tıbbi uygulamaları büyük oranda standardize edilmiş ve etki mekanizması kanıtlanmıştır. Düşük doz formunda uygulanan medikal ozon uygulamaları iyice yerleşmiş ve kronik enflamasyonlu ve bağlantılı hastalıkların  tedavisinde tamamlayıcı bir yöntem olarak kabul görmüştür.

Kanıta dayalı tıp kriterlerine göre sınıflandırılmış çeşitli klinik çalışmalarda 11.000’den fazla majör otohemoterapi formunda sistemik ozon tedavisi 577 hasta üzerinde ve 47.000’den fazla rektal uygulama 716 hasta üzerinde kritik klinik değerlendirmelere tabi tutulmuştur. Bütün çalışmalarda yan etki olmadan istatistiki olarak anlamlı bir şekilde belirgin klinik ve farmakolojik iyileşme görülmüştür. Bu çalışma esnasında kanla çalışırken hijyene ve ozona dayanıklı biyolojik uyumlu malzemelerin kullanılmasına özel bir ihtimam gösterilmiştir.

Özet olarak kontrollü ve randomize kontrollü çalışmaların kanıta dayalı sınıflandırılmasında örneğin Ib ve IIa seviyelerinde, majör otohemoterapi formunda ozonla tedavi görmüş 657 hastada 12 adet çalışma ve rektal ozon uygulanmış 227 hastada 6 çalışma elde edilmiştir. Sonuç olarak kanıtların değerlendirilmesinde iki sistemik ozon uygulaması olan Majör Otohemoterapi ve Rektal insuflasyon kanıta dayalı tıp uygulamalarının bir parçası haline gelmişlerdir. İki yöntem de etkili , güvenli ve ekonomiktir.