|
|

HASTALAR İÇİN UYARI
Ozon tedavisinin henüz yönetmeliği olmadığı için ülkemizde bazı uygulama yöntemlerinin geçerliliği sorgulanamamaktadır. Ozon tedavisi ile ilgili yapılan en büyük hatalardan bir tanesi major tedavi sırasında KAN TORBALARININ KULLANILMASIDIR.
Kan almak, saklamak ve gerektiğinde yeniden ihtiyacı olanlara verilmek üzere tasarlanmış kan torbalarının yapımında ana madde olarak polyvinil kloride (PVC) kullanılır. Pencereler, su damacanaları, pet şişeler vb.den tanıdığımız bu ürün serttir ve kan torbalarında bu sert ürünü elastik hale getirmek için fatalit denen fatalik asit esterleri kullanılır. Normal kan ile reaksiyona girmeyen bu kimyasal madde, güçlü bir oksitleyici olan ozon ile reaksiyona girer. Sonuçta kan torbasından ayrılan bazı kimyasallar kana karışır ve hem ozon tedavisinin etkinliğini azaltır hem de zararlı maddelerin vücuda girmesine neden olur. Bu nedenle Avrupa’da ozon tedavisinde kan torbası kullanılması kesinlikle yasaktır.
Ozon tedavisi için DAİMA OZONA DAYANIKLI MALZEMEDEN ÜRETİLMİŞ (nötral cam, teflon, paslanmaz çelik vb.) ve onaylı malzeme kullanılmalıdır.
Ülkemizde az sayıda merkezde kan torbası kullanıldığı bilinmektedir. Etik ve ahlaki bir sorun olarak değerlendirdiğimiz bu durum sağlığınız için büyük risk taşımaktadır. KAN TORBASI İLE OZON TEDAVİSİ UYGULAMASINI KABUL ETMEYİNİZ. Daima ozona dayanıklı malzeme ile ozon tedavisi için özel üretilmiş setleri kabul ediniz.
DAHA AYRINTILI BİLGİ İÇİN MEDİKAL OZON SİTESİNE GÖZ ATINIZ.
Doç.Dr.Ahmet Korkmaz
GATA Fizyoloji AD
|

DOÇ.DR.AHMET KORKMAZ GATA FİZYOLOJİ AD (YENİ MAKALE)
OZON GAZININ TIBBİ AMAÇLI KULLANILMASI_GATA FİZYOLOJİ AD. ANKARA
Koruyucu Hekimlik Bülteni’nde yayımlanmak üzere kabul edilmiştir.
OZON GAZININ TIBBİ AMAÇLI KULLANILMASI
Mehmet Özler, Şükrü Öter, Ahmet Korkmaz
GATA Fizyoloji AD. Ayrıntılı Bilgi İçin Tel:0(312)3043601
Email: drakorkmaz@gmail.com
DAHA AYRINTILI BİLGİ İÇİN TIKLAYINIZ.
Özet
Ozon (O3) üç oksijen atomundan oluşan renksiz, keskin kokulu doğal bir gazdır. Yer yüzeyi yakınlarında toksik ve kirletici olan ozon, stratosfer tabakasında zararlı ultraviyole ışınları süzücü rolüyle hayati önem taşır. Keşfinden sonraki ilk yıllarda dezenfeksiyon amacıyla kullanılırken yıllar içerisinde yapılan çalışmalar medikal kullanımını gündeme getirmiştir. Ozon tedavisi belirli bir miktarda ozon/oksijen karışımının vücut boşluklarına ya da dolaşım sistemine uygulanması olarak özetlenebilir. Ozon/oksijen gaz karışımı intravenöz, intramuskuler, intraartiküler, intraplevral, intrarektal ve intradiskal uygulanabildiği gibi topikal de uygulanabilir. En yaygın ozon uygulanma şekli majör otohemoterapidir. Bu yöntemde hastadan özel bir şişe içerisine alınan 50-270 ml kan ozon/oksijen karışımı ile belirli bir süre temas ettirilir ve daha sonra tekrar vücuda geri verilir (reinfüzyon). Ozon uygulaması esnasında oksidatif stres ve lipid oksidayonu sonucu oluşan hidrojen peroksit ikincil haberci gibi davranarak ozon tedavisinin biyolojik etkilerine aracılık eder. Tekrarlayan ozon uygulamaları sonucunda antioksidan sistem uyarılarak oksidatif strese karşı direnç gelişir. Ayrıca hücre membranında bulunan yağ asitlerinin oksidasyonuna bağlı olarak çeşitli sitokin düzeyleri de artar. Ozon tedavisi özellikle inflamatuar sürecin yoğun olarak yaşandığı ve immün sistemin ön planda yer aldığı fizyopatolojik durumlarda yardımcı tedavi yöntemi olarak kullanılmaktadır. Bu durumlardan bazıları yara iyileşmesi, yaşa bağlı makuler dejenerasyon, iskemik ve infeksiyöz hastalıklardır. Anahtar kelimeler: Ozon, ozon tedavisi, lipid peroksidasyonu
THE USE OF OZONE GAS FOR MEDICAL PURPOSES
Summary
Ozone (O3) is a colorless and sharp odorous natural gas that is composed of three oxygen atoms. Ozone, that is toxic and pollutant near earth’s surface, it is vital in stratosphere by absorbing harmful ultraviolet radiation. Although initial years after being discovered it was used for disinfection, studies conducted have come into question for medical usage of ozone. Ozone therapy may be summarized as administering a particular amount of ozone/oxygen mixture into body cavities or circulation. Ozone/oxygen gas mixture can be applied via intravenous, intramuscular, intraarticular, intrapleural, intrarectal and intradiscal as well as topically. Most frequent ozone administration is major autohemotherapy. In this method, 50-270 ml blood of patient is taken into a special bottle and after contacting with ozone/oxygen mixture for a particular duration, it is re-infused. During this period, hydrogen peroxide produced by oxidative stress and lipid oxidations mediates the biological effects of ozone therapy by acting as a second messenger. Repetition of ozone administration creates resistance against oxidative stress via inducing antioxidative system. Moreover, levels of several cytokine are increased depending on the fatty acid oxidation in cell membranes. Ozone therapy is used as an adjuvant therapeutic modality in the pathophysiological conditions where severe inflammatory processes and immune activation are involved. Some of the examples are wound healing, age-dependent macular degeneration, ischemic and infectious disorders.
Key words: Ozone, ozone therapy, Lipid peroxidation
Giriş
Ozon üç oksijen atomundan oluşan gaz halinde bir moleküldür. Oksijen molekülünün (O2) kararlı haline karşın, ozon (O3), kararsız bir moleküldür. Ozon gazını alman kimyacı Christian Friedrich Schönbein 1839 yılında keşfetmiştir. Ozon renksiz ve keskin kokulu bir gazdır. Keşfinden sonraki ilk yıllarda dezenfeksiyon amacıyla kullanılmıştır. 1860 yılında Monako şehrinin su arıtma tesisinde dezenfeksiyon amacıyla ozon kullanılmaya başlanmıştır. Ozonun bu dezenfekte edici etkisi güçlü okside edici özelliğinden kaynaklanmaktadır. Sadece virüs ve bakterileri öldürmekle kalmaz tüm mikroorganizmalar ve toksinlerini de okside edebilir. Ozon ayrıca fenolleri, pestisidleri, deterjanları, kimyasal atıkları ve aromatik bileşikleri de etkili şekilde nötralize edebilir (1,2). Ozon kimyasal yapısı itibariyle radikal özelliği taşımamakla birlikte, florin ve persülfattan sonra, bilinen üçüncü en güçlü oksidan maddedir (3).
Ozon özellikle atmosferin üst tabakalarında oldukça bol bulunan bir moleküldür. Atmosferdeki ozonun %90’ına yakını, yer yüzeyinden yaklaşık 20–50 km yüksekte bulunan stratosfer tabakası içinde yer alır. Geri kalan %10’luk ozon miktarı ise 10–15 km’ler arasındaki troposfer tabakası içinde bulunmaktadır. Atmosferde stratosfer tabakası içerisinde bulunan ozon, ultraviyole radyasyonunun etkisiyle bir taraftan oluşurken, öbür taraftan da yok edilmektedir. Bu işlem ultraviyole radyasyonun değişik frekanslarında meydana gelir (4).
Ozon oluşumunu gösteren tepkime aşağıda gösterilmiştir.
3O2 + 68,4 Kcal → 2O3
Çok reaktif bir gaz olan ozon canlılar için toksiktir. Akciğer ve gözler ozonun toksik etkisine en hassas organlardır. Gözdeki irritasyonu ve akciğere etkileri konsantrasyon, sıcaklık, nem ve maruz kalınan süreye bağlı olarak değişir. Düşük konsantrasyonda ozon inhalasyonu, boğazda irritasyon ve buna bağlı öksürüğe neden olabilir. Yüksek konsantrasyonlardaki inhalasyon ise bronşiyal mukoza ve pnömosit hücresi hasarına bağlı akciğer ödemine kadar varabilir (5,6).
Medikal Ozon ve Etki Mekanizması
Ozonun tıbbi amaçla kullanımının ilk olarak 1880 yılında Dr. John Harvey Kellogg (Battle Creek/Michigan/ABD) tarafından gerçekleştirildiğini yazan kaynaklar bulunmakla birlikte daha yaygın görüşe göre kabul edilen ilk tıbbi kullanımı Birinci Dünya Savaşı sırasında Alman askerlerinin kangren ve benzeri ciddi yaralanmalarını tedavi eden Dr. Albert Wolff’a dayanır. Bilimsel bir toplantıda ozonun tedavi edici bir ajan olarak gündeme alındığı ilk önemli organizasyon ise 1935 yılında Berlin’de toplanan 59uncu Alman Cerrahi Birliği (59th Meeting of the German Surgical Society) toplantısı olup, burada Dr. Erwin Payr “Cerrahi’de Ozon Uygulamaları” başlığı altında kendi vakalarından oluşan derleme türünde bir sunum yapmıştır (7,8). Bu tarihten sonra 80’li yıllara kadar, ozon tedavisini münferit olarak uygulayan çeşitli hekimler ve araştırmacılar bulunmaktadır. 1980’li yıllardan itibaren ise tıbbi amaçla ozon kullanımına yönelik gerek bilimsel çalışmalar, gerekse vaka serileri literatürde artmaya başlamıştır.
Ozon tedavisi belirli bir miktarda oksijen/ozon karışımının vücut boşluklarına ya da dolaşım sistemine uygulanmasıdır; bu karışım intravenöz, intramuskuler, intraartiküler, intraplevral, intrarektal ve intradiskal uygulanabildiği gibi topikal de uygulanabilir (3). Ozon tedavisinin klasik uygulaması haline gelmiş olan yöntem 1974 yılında Wolff tarafından tarif edilmiştir. Bu yöntemde; bir miktar kan (50–270 ml) vücut dışına alınarak, ozona dayanıklı bir şişede 5-10 dakika oksijen/ozon karışımıyla temas ettikten sonra tekrar aynı kişiye geri verilir (ototransfüzyon) (3,9). Bu uygulama şekli majör otohemoterapi (HT) olarak adlandırılmaktadır. Bu tarihten günümüze, daha çok Avrupa’da olmak üzere milyonlarca ozon ototransfüzyon tedavisi yapılmıştır (10).
Ozon reaktif bir molekül olduğu için tıbbi amaçlı kullanımında dikkat edilmesi gereken bazı durumlar vardır:
Ozon, hiçbir zaman saf olarak verilmemeli ve belli oranda oksijenle karıştırılarak uygulanmalıdır. Bu karışımda oksijen %95’den az ozon %5’ten fazla olmamalıdır. Normal atmosfer havasının bu karışıma girmesi engellenmelidir. Çünkü ozonun reaktif özelliğinden dolayı hava ile teması sonucu toksik bir gaz olan nitrojen dioksit (N2O2) oluşabilmektedir. Ayrıca emboliye sebep olmaması için ozon gaz olarak damar sistemi içerisine verilmemelidir. Tüm işlemler sırasında ozona dayanaklı malzemenin (paslanmaz çelik, nötral cam ve teflon) kullanılması gerekmektedir (3).
Ozon, diğer gazlar (O2, CO2) gibi suda çözünebilir. Ozon oksijene göre 1,6 kat daha yoğun ve suda çözünürlüğü 10 kat daha fazla olan bir moleküldür. Saf suda diğer gazlar gibi Henry kanununa göre çözünür. Çözünmesi ısıya, basınca ve konsantrasyonuna bağlıdır. Biyolojik sıvılarda ise ozon oksijenden farklı olarak hızlıca biyomoleküller ile reaksiyona girer. Dolayısı ile HT esnasında uygulanan ozon/oksijen karışımındaki ozon afinite sırasıyla çoklu doymamış yağ asitleriyle, antioksidanlarla ve sistein gibi sülfhidril (SH) grubu taşıyan tiyol bileşikleri ile reaksiyona girer. Ozonun miktarına bağlı olarak karbonhidratlar, proteinler (dolayısıyla da enzimler), DNA ve RNA da bu reaksiyondan etkilenebilir. Tüm bu bileşikler ozon karşısında elektron donörü gibi davranarak oksitlenirler. Sonuçta süperoksit (O2∙-), hidrojen peroksit (H2O2) ve hipoklorik asit(HClO) gibi reaktif oksijen türevleri (ROT) oluşur. Bu reaksiyonlardan en önemlisi doymamış yağ asitlerinin oksidasyonudur. Ana reaksiyon aşağıdaki gibidir (3).
R-CH=CH-R’ + O3+ H2O → R-CH=O + R’-CH= + H2O2
Bu reaksiyonda her hidrojen peroksit ile birlikte iki de lipit oksidasyon ürünü (lipid oxidation products; LOP) oluşmaktadır (11,12). Lipit oksidasyon ürünleri için iyi bilenen örnekler şunlardır; lipoperoksil radikalleri, hidroperoksitler, malondialdehit, izoprostan, alkenaller ve 4-hidroksi-2,3-trans nonenal (HNE) (13-16).
Görülüyor ki, ozonun biyolojik etkilerinin ortaya çıkması için serbest radikallerin varlığı önemlidir. Serbest radikaller, çeşitli patolojik süreçlerin gerek başlatıcısı, gerek ara basamaklarda işe karışabilen, gerekse sonucunda ortaya çıkabilen reaktif maddelerdir. Bunlar, organizmada aerobik solunum sırasında mitokondride ve fagositlerde solunum patlaması gibi çeşitli fizyolojik durumlarda da oluşabilmektedir (17). Aerobik canlılar serbest radikallerin toksik etkilerinden korunmak için antioksidan sistemler geliştirmişlerdir. Non enzimatik olanlar; ürik asit, askorbik asit, protein (özellikle albumin), protein olmayan tiyoller, vitamin E ve biluribindir. Enzimatik olanlar ise süperoksit dismutaz (SOD), katalaz (CAT) ile glutatyon peroksidaz (GPx) glutatyon transferaz (GST), glutatyon (GSH) ve glutatyon redüktazdan (GR) oluşan glutatyon sistemidir (12). Son zamanlara kadar oksidatif stresin hücre hasarındaki rolü ve hastalıkların altında yatan patolojik süreçlere etkileri konusuna odaklanılmıştı. Patolojik süreçlerde oksidatif stresin artış mekanizmaları ve etkilerini açıklayan yüzlerce çalışma yapılmıştır (18-23). Yakın zamanda yapılan çalışmalarda ise oksidatif stresin bilinenin tersi etkilerinin de olabileceği görülmüştür. Bu çalışmalarda oksidasyon/redüksiyon (redox) reaksiyonlarının başta hücre içi haberleşme olmak üzere biyolojik mekanizmalarda rol aldığı gösterilmiştir. Artık açık olarak biliniyor ki gerek reaktif moleküller gerekse bunların çeşitli biyolojik moleküllerle reaksiyona girmesi sonucu ortaya çıkan oksidasyon ürünleri düşük konsantrasyonlarda (fizyolojik düzeylerde) hücrede önemli roller üstlenmektedir (23-26).
Ozonun biyolojik etkilerini açıklamak için yapılan çalışmalarda daha çok HT tedavisi model alınmıştır (27-30). HT esnasında uygulanan ozon/oksijen karışımındaki ozon plazmada hızla çözünür. Daha önce bahsedildiği gibi sıvılardaki çözünürlüğü fazla olan ozonun bir kısmı plazmada bulunan antioksidanlar ile reaksiyona girerek bunların miktarlarını azaltır. Bu anlık olaylar sırasında çeşitli ROT de oluşabilmektedir. Bu radikallerin yarı ömrü çok kısa olduğu için, daha kan hastaya geri verilemeden, yani ototransfüzyondan önce bunlar ortadan kalkarak yerlerini lipit oksidasyon ürünlerine bırakırlar. Bu ürünler, büyük oranda kandaki hakim hücre olan eritrositlerin membranlarının oksidasyonu ile ortaya çıkar. Eritrosit membranındaki doymamış yağ asitleri oksidasyona çok duyarlıdır. Yukarıda formülünü de gösterdiğimiz üzere, bu reaksiyonlar sırasında ortaya çıkan hidrojen peroksit, molekül yapısı itibariyle radikal olmayan oksitleyici bir moleküldür (3,12,31).
Hidrojen peroksitin ozonun tedavi edici etkinliklerinin en azından bir kısmından sorumlu - ikincil habercisi gibi davrandığı kabul edilmektedir. İlk etkilerinden biri eritrositlerde 2,3-difosfogliserat düzeyini artırma yoluyla hemoglobin-oksijen ayrışma eğrisinin sağa kaymasına ve böylece oksijenin dokulara daha kolay bırakılmasına neden olmasıdır. Plazmada konsantasyonu artan hidrojen peroksit kolayca hücrelerin içine diffüze olarak; lökosit ve endotelial hücrelerde çeşitli interferon, interlökin ve transforme edici büyüme faktörü (TGF) yapımını da artıran uyarıları tetikler (32). Lipit oksidasyon ürünlerinin yarı ömürleri ise saatlere varabilmekte, dolayısıyla ömrü çok kısa olan ROT’lerin ilk etkileri sonrasında ozonun gecikmiş etkilerinden sorumlu tutulmaktadır. Uzun yarı ömürlerinden dolayı bu ürünler ototransfüzyon ile vücuda verilmiş olur ve dolaşım yoluyla dokulara ulaşarak buralarda çeşitli biyolojik etkiler gösterirler (31,33,34).
HT tedavisi yapılmadan önce kanın antikoagülan verilerek hazırlanması gerekir. Çünkü ozon doza bağlı olarak trombosit fonksiyonlarının artışına neden olmaktadır. Trombosit fonksiyonlarındaki artışın bazı yararlı sonuçları da olmaktadır. Aktive olmuş trombositler içlerinde bulunan büyüme faktörlerini salarak iskemi ve ülserli hastalarda iyileşmeye olumlu katkı sağlar (12). HT sonrası ozonlanmış kanın vücuda verilmesi ile oluşan terapötik etkileri şekil 1’de gösterilmiştir (31).
Şekil 1. Ozon tedavisinin etkileri
Ozonun konsantrasyonuna bağlı olarak artan kuvvetli okside edici özelliği nedeniyle belli bir orandan sonra vücut için de toksik etkisi olabileceği gerçeğini unutmamak gerekmektedir. Doğal olarak, organizmadaki antioksidan savunma sistemleri ozon oksidasyonuna karşı koyacaktır. Plazmanın sahip olduğu geniş antioksidan kapasite ve eritrositlerdeki antioksidan enzimler nedeniyle, kan ozon toksisitesine karşı en dirençli dokudur. HT uygulamaları sırasında plazmada çözünen ozonun burada bulunan antioksidanlar (bilirubin, askorbik asit, SH grubu taşıyan glutatyon ve albumin) ile reaksiyona girerek bunların konsantrasyonunu azaltmaktadır (31). Öte yandan, HT sonucu ortaya çıkan ROT artışı ve antioksidanların azalması geçici bir durumdur. Bocci ve Carlo, yaptıkları çalışmada değişik dozlarda (20,40,60,80 µg/ml) ozon uygulanmış kanlarda dozla doğru orantılı olarak glutatyon ve total antioksidan seviyesinde azalma, lipit peroksidasyonu ve okside glutatyon düzeyinde artma olduğunu göstermiş, uygulamanın 20 dakika sonrasında ise antioksidan düzeylerinin eski haline döndüğünü tespit etmişlerdir (30).
Denilebilir ki, HT uygulaması sırasında tedavinin etkinliğini kanın toplam antioksidan gücü belirlemektedir. Kanın antioksidan kapasitesi düşük, ozonun konsantrasyonu fazla olursa şiddetli membran oksidasyonu sonucu eritrositler hemolize olur, tam tersi olduğunda ise ozondan beklenen ROS ve hidrojen peroksit yanıtı yeterli olmayabilir ve arzulanan terapötik etki görülemeyebilir. Ozon uygulamaları sonucunda oluşması beklenen ROT ve lipit oksidasyon ürünlerinin terapötik etki gösterebilmesi için belli bir konsantrasyonda olması gerekir (3). Bu açıdan, kanda bulunan antioksidanların önemi yapılan bir çalışma ile gösterilmiştir. Bu çalışmada eritrositler yıkanarak plazmadan uzaklaştırılmış ve değişik konsantrasyonlarda ozon uygulanmıştır. Yapılan değerlendirmelerde düşük 10-20 µg/ml ozon konsantrasyonlarındaki uygulamalarda bile eritrositlerin çoğunda hemoliz olduğu görülmüştür (28). Yapılan çalışmalarda ozonun terapötik konsantrasyonu 10-80 µg/ml olarak belirlenmiştir. Bu ozon konsantrasyonu Rice-Evans’ın tarif ettiği total antioksidan kapasiteyi %25’den fazla düşürmediği gibi azalan antioksidanlar 20 dakika sonra eski haline gelmektedir. (27,28,35,36).
Ozon uygulaması ile hem oksijenaz-1 (HO-1) enziminin de uyarıldığı bildirilmiştir. Bu enzimin artışından gerek ROT, gerekse yukarıda sözü edilen ılımlı eritrosit hemolizi sorumlu olabilir. HO-1, hem halkasının yıkım yolunda görev alan mikrozomal bir enzimdir ve yapımı oksidatif stres artışı, proinflamatuvar sitokinler ve nitrik oksit (NO) ile uyarılabilmektedir Bu enzim hem molekülünü biliverdin ve karbon monoksite (CO) parçalar. Son yıllarda HO-1 ile yapılmış birçok çalışmada bu enzimin; antioksidan antiapopitotik antiinflamatuar etkilerinin olduğu gösterilmiştir. Ozon uygulaması sonucu görülen en etkin HO-1 artışının aynı zamanda ozonun terapötik doz aralığı olarak da vurgulanan 20-80 µg/ml arasında ortaya çıktığı gösterilmiştir. Yine HO-1’in yanında ısı şok protein-70’in de arttığı gösterilmiştir (36-38).
Ozonun diğer bir uygulama şekli olan minör hemoterapide ise hastadan alınan 5 ml kan ile aynı miktarda 80-100 µl/ml konsantrasyonundaki oksijen/ozon karışımı bir dakika inkübe edilir. Bu süre zarfında ozonunun, yine aynı şekilde kanda önce çözünüp sonra da biyolojik moleküller ile reaksiyona girmesi beklenir. Sonrasında bu kan, gluteus kasına yavaşca enjekte edilir. Bu uygulama sonrasında kas içine enjekte edilen kanın doku derinliklerine ilerlerken pıhtılaşmasına rağmen hastalardan çok azı hafif şişme ve ağrıdan yakınmaktadır. Bu işlem esnasında anesteziye gerek yoktur. Tartışmalı olmakla birlikte, bu uygulamanın immünmodülatuar bir etkisinin olduğu iddia edilmekte ve etki mekanizması şu şekilde açıklanmaktadır: Enjeksiyon yerinde hafif derecede steril inflamasyon meydana gelmekte, bölgeye nötrofil ve monositler gelerek denatüre proteinleri ve parçalanmış eritrositleri fagosite etmektedir. Eğer kan içinde HCV, HBV ve HIV gibi virüsler var ise ozon tarafından inaktive edilip parçalanmış bu virüs atıkları bölgeye gelen bu immün hücreler tarafından ortadan kaldırılır. Böylece bu işlem bir çeşit aşı etkisi yaratır ve immün sistemi bu antijenlere karşı uyarır (3).
Medikal Ozon Tedavisinin klinik uygulamaları
Ozon tedavisinin özellikle inflamatuar sürecin yoğun olarak yaşandığı ve immün sistemin ön planda yer aldığı fizyopatolojik durumlarda tedavi edici etkisi şaşırtıcıdır. Ozon uygulamaları yara iyileşmesi, yaşa bağlı makuler dejenerasyon, iskemik ve infeksiyöz hastalıklarda yapılan vaka analiz çalışmalarında olumlu etkiler göstermiştir. Bunun yanında basit diş ve ağız enfeksiyonlarından hepatitlere kadar uzanan geniş bir aralıktaki çeşitli enfeksiyon hastalıklarında etkin olarak uygulanmaktadır (39-41). Martinez-Sanchez ve arkadaşları diyabetik ayak gelişmiş hastalarda yaptıkları çalışmada ozon tedavisinin etkinliğini değerlendirmişlerdir. Bu çalışmada ozon tedavisi uygulanan hastalarda antibiyotik tedavisi alanlara göre yara iyileşmesi hızlanmış, hastanede kalma süreleri kısalmış, glisemi düzeyleri daha iyi kontrol edilebilmiş ve antioksidan enzim düzeyleri artmış olarak bulunmuştur (42). Ayrıca çeşitli derecelerde artrit ve artroz vakaları ile romatizmal hastalıkları da kapsayan ortopedik hastalıklarda da faydalı etkiler rapor eden araştırmalar dikkat çekmektedir. Buna örnek olarak Mutu ve arkadaşlarının lomber disk hernisi olan hastalarda yaptığı çalışmayı gösterebiliriz. Bu çalışmada lomber disk hernisi olan hastalara oksijen/ozon karışımı disk içine enjeksiyonla uygulanmıştır ve gerek hasta memnununiyeti gerekse medikal olarak yapılan değerlendirmede bu tedavinin yararlı olduğu görülmüştür (43).
Medikal Ozon Tedavisinin Yan Etki ve Kontrendikasyonları
Ozon tedavisinin yan etkisi yok denecek kadar azdır. Şimdiye kadar bildirilen yan etkiler uygulama hatalarına bağlı lokal komplikasyonlardır. Bazı durumlarda ozon terapisi uygulanması sakıncalı olabilir. Bu durumlar: glukoz 6 fosfat dehidrogenaz enzim eksikliği, özellikle erken dönem olmak üzere hamilelik, anjitensin çevirici enzim (ACE) inhibitörü tedavisi görenler, hipertiroidi, kanama bozukluğu, kontrol altına alınamayan kardiyovasküler hastalıklar ve ozona reaksiyon gösteren astım hastaları olarak sıralanabilir (44).
Sonuç ve Öneriler
Ozon tedavisinin tarihi süreci incelendiğinde ilginç bir gelişme gösterdiği ortaya çıkar. Bu molekül keşfedildikten bir müddet sonra sonra tıbbı amaçlı kullanılmaya başlanmıştır. Ozon tedavisinin ilkeleri bilimsel olarak belirlenmeden bir çok klinik uygulama yapılmıştır. Yakın zamanda doz ve etki çalışmaları yapılmış uygulamalar daha bilimsel bir temele oturmuştur. Bununla birlikte halen ozon tedavisinin etki mekanizmasının bir çok yönden açıklanmaya ihtiyacı vardır. Tüm dünyada devam eden deneysel ve klinik ozon tedavisi çalışmaları, yakın gelecekte mekanizmanın daha ayrıntılı açıklanmasına katkıda bulunacaktır. Ülkemizde pekçok uzmanlık alanından hekimin kullandığı ozon tedavisi ile ilgili deneysel çalışmalar özellikle hiperbarik oksijen tedavisi ile karşılaştırmalı olarak GATA Fizyoloji AD. Başkanlığı araştırma laboratuvarında devam etmektedir (45-48).
KAYNAKLAR
1. Jacqueline IK. Kirk-Othmer encyclopedia of chemical tecnology. John Wiley & Sons, 3rd ed. 1981.
2. Bocci V. Ozone as Janus: this controversial gas can be either toxic or medically useful. Mediators Inflamm. 2004;13(1):3-11.
3. Bocci V. Scientific and medical aspects of ozone therapy. state of the art. Archives of Medical Research. 2006;37:425–435.
4. Rowland FS. Stratospheric ozone depletion. Phil Trans R Soc B. 2006;361:769-790.
5. Wright ES, Dziedzic D, Wheeler CS. Cellular, biochemical and functional effects of ozone: new research and perspectives on ozone health effects. Toxicol Lett. 1990;51(2):125-45
6. Sanhueza PA, Reed GD, Davis WT, Miller TL. An environmental decision-making tool for evaluating ground-level ozone-related health effects. J Air Waste Manag Assoc. 2003;53(12):1448-59.
7. Bocci V. Oxygen-ozone therapy: a critical evaluation. Springer, 2002.p.1-8
8. Rubin MB. The hıstory of ozone. Bull Hist Chem. 2001;26(1):40-56.
9. Wolff HH. Die Behandlung peripherer Durchblutungsstörungen mit Ozon. Erfahr-Heilkd. 1974;23:181-184.
10. Travagli V, Zanardi I, Silvietti A, Bocci V. Physicochemical investigation on the effects of ozone on blood. International Journal of Biological Macromolecules. 2007;4:1504-511.
11. Pryor WA, Squadrito GL, Friedman M. The cascade mechanism to explain ozone toxicity: the role of lipid ozonation products. Free Radic Biol Med. 1995;19(6):935-41.
12. Di Paolo N, Gaggiotti E, Galli F. Extracorporeal blood oxygenation and ozonation: clinical and biological implications of ozone therapy. Redox Rep. 2005;10(3):121-30.
13. Mustafa MG. Biochemical basis of ozone toxicity. Free Radical Biol Med. 1990;9:245-265.
14. Esterbauer H, Schaur RJ, Zollner H. Chemistry and biochemistry of 4-hydroxynonenal, malonaldehyde and related aldehydes. Free Radical Biol Med. 1991;11:81-128.
15. Hamilton RF, Eschenbacher WL, Szweda L, Holian A. Potential involvement of 4-hydroxynonenal in the response of human lung cells to ozone. Am J Physiol. 1998;274,:L8–L16.
16. Schaur RJ. Basic aspects of the biochemical reactivity of 4-hydroxynonenal. 2003;24:149-159.
17. Trachootham D, Lu W, Ogasawara MA, Nilsa RD, Huang P. Redox regulation of cell survival. Antioxid Redox Signal. 2008;10(8):1343-74.
18. Korkmaz A, Oter S, Sadir S, Coskun O, Topal T, Ozler M, Bilgic H. Peroxynitrite may be involved in bladder damage caused by cyclophosphamide in rats. J Urol. 2005;173(5):1793-6.
19. Oter S, Korkmaz A, Topal T, Ozcan O, Sadir S, Ozler M, Ogur R, Bilgic H. Correlation between hyperbaric oxygen exposure pressures and oxidative parameters in rat lung, brain, and erythrocytes. Clin Biochem. 2005;38(8):706-11.
20. Farber JL, Kyle ME, Coleman JB. Mechanism of cell injury by activated oxygen species. Lab Invest. 1990;62:670-679.
21. Jannsen YMW, Van Houten B, Borm PJA, Mossman BT. Cell and tissue response to oxidative damage. Lab Invest. 1993;69:261-274.
22. Wiseman H, Halliwell B. Damage to DNA by reactive oxygen and nitrogen species: role in inflammatory disease and progression to cancer. Biochem J. 1996;313:17-29.
23. Young IS, Woodside JV. Antioxidants in health and disease. J Clin Pathol. 2001;54:176-186
24. Powis G, Briehl M, Oblong J. Redox signaling and the control of cell growth and death. Pharmacol Ther. 1995;65:149-173.
25. Lander HM. An essential role for free radicals and derived species in signal transduction. FASEB J 1997;11:118-124.
26. Thannıckal VJ, Fanburg BL Reactive oxygen species in cell signaling. Am J Physiol Lung Cell Mol Physiol 2000;279(6):L1005–L1028.
27. Bocci V, Valacchi G, Corradeschi F, Fanetti G, Studies on the biological effects of ozone: 8. Effects on the total antioxidant status and on interleukin-8 production. Mediat Inflamm. 1998;7:313-317.
28. Travagli V, Zanardi I, Silvietti A, Bocci V. A physicochemical investigation on the effects of ozone on blood. Int J Biol Macromol. 2007;41(5):504-11.
29. Valacchi G, Bocci V. Studies on the biological effects of ozone: 10. Release of factors from ozonated human platelets. Mediators Inflamm. 1999;8(4-5):205-9.
30. Bocci V, Aldinucci C. Biochemical modifications induced in human blood by oxygenation-ozonation. J Biochem Mol Toxicol. 2006;20(3):133-8.
31. Bocci V. Is it true that ozone is always toxic? The end of a dogma. Toxicology and Applied Pharmacology. 2006;216:493-504.
32. Di Paolo N, Bocci V, Gaggiotti E. Ozone therapy. Int J Artif Organs. 2004;27(3):168-75.
33. Halliwell B, Clement MV, Long LH. Hydrogen peroxide in the human body. FEBS Lett. 2000;486:10-13.
34. Bocci V, Aldinucci C, Bianchi L. The use of hydrogen peroxide as a medical drug. Riv Ital Ossigeno Ozonoterapia. 2005;4:30-39.
35. Rice-Evans C, Miller NJ. Total antioxidant status in plasma and body fluids. Methods Enzymol. 1994;234:279-93.
36. Bocci V, Aldinucci C, Mosci F, Carraro F, Valacchi G. Ozonation of human blood induces a remarkable upregulation of heme oxygenase-1 and heat stress protein-70. Mediators Inflamm. 2007;2007:1-6.
37. Fritz HB. Heme oxygenase-1: a therapeutic amplification funnel. FASEB J 2005;19(10):1216-9.
38. LE Otterbein, MP Soares, K Yamashita, FH Bach. Heme oxygenase-1: unleashing the protective properties of heme. trends in Immunology. 2003;24(8):449-55
39. Stübinger S, Sader R, Filippi A. The use of ozone in dentistry and maxillofacial surgery: a review. Quintessence Int. 2006;37(5):353-9.
40. Nogales CG, Ferrari PH, Kantorovich EO, Lage-Marques JL. Ozone therapy in medicine and dentistry. J Contemp Dent Pract. 2008;9(4):75-84.
41. Bocci V. The case for oxygen-ozonetherapy. Br J Biomed Sci. 2007;64(1):44-9.
42. Martínez-Sánchez G, Al-Dalain SM, Menéndez S, Re L, Giuliani A, Candelario-Jalil E, Alvarez H, Fernández-Montequín JI, León OS. Therapeutic efficacy of ozone in patients with diabetic foot. Eur J Pharmacol. 2005;523(1-3):151-61.
43. M. Muto, G. Ambrosanio, G. Guarnieri, E. Capobianco, G. Piccolo, G. Annunziata A. Rotondo. Low back pain and sciatica: treatment with intradiscal-intraforaminal O2-O3 injection. Our experience. Radiol med. 2008;113:695-706.
44. Bocci V, Ozone a new medical drug. published by Springer, Dordrecht, The Netherlands. 2005. 75-85
45. Oter S, Korkmaz A. Relevance of hyperbaric oxygen to ozone therapy. Arch Med Res. 2006;37(7):917-8.
46. Guven A, Gundogdu G, Sadir S et al. The efficacy of ozone therapy in experimental caustic esophageal burn. J Pediatr Surg. 2008;43(9):1679-84.
47. Guven A, Gundogdu G, Sadir S, Topal T, Erdogan E, Korkmaz A, et al. Medical ozone therapy reduces oxidative stress and ıntestinal damage in an experimental model of necrotizing enterocolitis in neonatal rats. J Pediatr Surg. 2009; in press.
48. Özler M, Ersöz N, Özerhan İH, Harlak A, Sadır S, Topal T, Öter Ş, Korkmaz A. Sıçanlarda oluşturulmuş peritoneal adezyon üzerine ozon tedavisinin etkisi
|

OZON TEDAVİSİ PEK ÇOK HASTALIK İÇİN YENİ BİR UMUT MU ? DOÇ.DR.AHMET KORKMAZ
GATA Fizyoloji AD. Ayrıntılı Bilgi İçin Tel:0(312)3043601
Email: drakorkmaz@gmail.com
DAHA AYRINTILI BİLGİ İÇİN TIKLAYINIZ
1839 yılında keşfedilen ve uzun zaman şehirlerin su arıtma sistemlerinde dezenfektan olarak kullanılan ozon gazı, pek çok kişi tarafından bu özelliği ile bilinir. Ayrıca atmosferdeki koruyucu ozon tabakası ile ilgili haberler bu gazın bilinirliğini artırmıştır.
Atmosferin üst tabakalarında koruyucu, ancak solunan havada akciğerlere ve göze zararlı etkileri olan bu gazın ilk tıbbi kullanımı Birinci Dünya Savaşı’nda Alman askerlerin Alman askerlerinin kangren ve benzeri ciddi yaralanmalarını tedavi eden Dr. Albert Wolff tarafından gerçekleştirilmiştir. Tıbbi bir toplantıda ozonun tedavi edici bir ajan olarak tartışıldığı ilk önemli organizasyon 1935 yılında Berlin’de toplanan 59. Alman Cerrahi Birliği (59th Meeting of the German Surgical Society) toplantısı olup, burada Dr. Erwin Payr “Cerrahi’de Ozon Uygulamaları” başlığı altında kendi vakalarını sunmuştur. Bu tarihten sonra 80’li yıllara kadar, ozon tedavisini münferit olarak uygulayan çeşitli hekimler ve araştırmacılar bulunmaktadır. 1980’li yıllardan itibaren tıbbi amaçla ozon kullanımına yönelik gerek bilimsel çalışmalar, gerekse vaka serileri literatürde artmaya başlamıştır.
Ozon tedavisi belirli bir miktarda oksijen/ozon karışımının vücut boşluklarına ya da dolaşım sistemine uygulanmasıdır; bu karışım toplar damar, kas ve eklem içine, uygulanabildiği gibi deri üzerine de uygulanabilir. Ozon tedavisinin en yaygın uygulaması haline gelmiş olan yöntem 1974 yılında Dr. Wolff tarafından tarif edilmiştir. Bu yöntemde; bir miktar kan (50–270 ml) vücut dışına alınarak, ozona dayanıklı bir şişede 5-10 dakika oksijen/ozon karışımıyla temas ettikten sonra tekrar aynı kişiye geri verilir. Tarif edilen uygulama şekli majör otohemoterapi (AHT) olarak adlandırılmaktadır. Bu tarihten günümüze, daha çok Avrupa, Küba ve Kanada’da olmak üzere milyonlarca hastaya ozon tedavisi uygulanmış ve hemen hiçbir yan etki ile karşılaşılmamıştır.
Ozon tedavisi klasik anlamda ilaçlardan farklı bir etki mekanizmasına sahiptir. Kısaca ozon tedavisi, vücudun kendi tedavi edici mekanizmalarını harekete geçiren ve onun hastalıklarla savaşma gücünü ciddi düzeyde artıran bir etki oluşturur. Bu özelliklerinden dolayı, tıbbi tedavilerin yetersiz kaldığı pek çok durumda yüz güldürücü sonuçlar elde edilebilir. Aşağıdaki listede sıralanan hastalıklar ozon ile tedavi edilebilecek hastalıkların ne denli fazla olduğunu göstermektedir.
• Özellikle diyabetik yaralar olmak üzere tüm zor iyileşen yaraların tedavisinde
o Diyabetik ayak
o Açık bacak yaraları (ulcus cruris)
o Bası yaraları (dekubitis yaraları)
o İltihabi barsak hastalıkları (Chron, kolit, proktit)
o Yanıklar, haşlanma yaraları
o Bakteri ve mantar enfeksiyonları
o Damar tıkanıklığına bağlı özellikle bacaklarda ortaya çıkan kanlanma bozuklukları ve buna bağlı ülserler, yaralar
• Virüslere bağlı hastalıklar
o Viral hepatitler (hepatit B ve C)
o Agız çevresi ve genital bölgedeki uçuklar (herpes infeksiyonları)
o Çok sık gribal enfeksiyon geçirme (influenza)
• Yaşlılığa bağlı şikayetlerde
o Yorgunluk, halsizlik, genel vücut ağrısı
o Egzersiz yaparken ortaya çıkan yorgunluk ve bacaklarda dolaşım bozukluğuna bağlı ortaya çıkan ağrı ve şişlikler
o Eklem hasarının azaltılmasına yardımcı olarak
o Yaşa bağlı maküler dejenerasyonunun kuru tipinde
• Cinsel fonksiyonların desteklenmesi
o Diyabetin erken evrelerindeki ereksiyon kaybının tedavisinde
o Depresyon ve duygu durum bozukluklarına bağlı cinsel isteksizlerin ve ereksiyon sorunlarının giderilmesinde
• Otoimmun hastalıklarda non-spesifik immunomodulasyon amacıyla
o Romatoid artrit, psöriasis, multiple skleroz, lupus, Behçet hastalığı gibi immun sistemin aşırı aktivasyonu ile ortaya çıkan hastalıklarda yardımcı tedavi olarak
o Kalp yetmezliği olan hastalarda (mutlaka hastayı takip eden hekimin onayı ile yapılır)
• Dolaşım bozuklukları ve damar endotel hasarına bağlı durumlarda
o Şeker hastalarında damarların hasarlanması sonucu ortaya çıkan dolaşım bozuklukları ve doku hasarının (göz, böbrek, sinir) azaltılmasında
o Yaygın sellüliti olan kişilerde cilt dolaşımının düzenlenmesinde
o Fibromyaljide ortaya çıkan bölgesel dolaşım bozukluğunun giderilmesinde
o Özellikle sigara içimine bağlı dolaşım bozukluklarının giderilmesinde
• Kronik inflamasyon ile seyreden solunum sistemi hastalıklarında
o Astma
o Kronik Obstriktif Akciğer Hastalığı (KOAH)
• Kronik yorgunluk sendromu, depresyon ve duygu-durum bozukluklarına bağlı ikincil şikayetlerde vücudun savunma sistemlerinin desteklenmesi amacı ile
• Kanser tedavisinde kullanılan kemoterapi ve radyoterapinin etkinliğini artırmak ve savunma sistemini desteklemek amacı ile
• Alzheimer, Parkinson ve bunama gibi yaşa bağlı hastalıkların tedavisinde yardımcı olarak ve şikâyetlerin azaltılması ve genel iyilik halinin sağlanması amacı ile güvenle kullanılan bir tedavi yöntemidir.
Ülkemizde yeni tanınmaya başlayan bu tedavi yönteminin özellikle tedavisi zor uzun süreli hastalıklarda hastalara yeni bir umut olacağı açıktır.
Doç.Dr. Ahmet KORKMAZ
drakorkmaz@gmail.com
|

1. OZON NEDİR??
Ozon üç oksijen atomundan oluşan bir kimyasal bileşiktir (O3). İki atomlu normal atmosferik oksijenin (O2) çok yüksek enerji taşıyan bir şeklidir. Böylece bu iki çeşit molekülün yapıları birbirinden aşağıdaki gibi farklıdır:
O3 oda sıcaklığında renksiz, karakteristik kokusu olan bir gazdır. (fırtınalı havalardan sonra, yüksek yerlerde veya deniz kıyısında hissedilir). İsmi Yunanca "koklamak" manasına gelen ozein’den gelir. Alman kimyacı Christian Friedrich Schönbein (1799-1868) tarafından 1840 yılında keşfedildi. Zemin seviyelerine yakın yerlerde 10 milyon hava partikülü başına bir partikül O3 (= 0.1 ppm = 200 µg/m³) konsantrasyonlarında duman şeklinde bulunur. 2000 metre yükseklikte, çok daha azalarak 0.03 - 0.04 ppm seviyelerine düşer.
Çok güçlü okside etme ve çok etkili dezenfekte etme özelliği sayesinde , Dünya çapında içme suyu sağlayan arıtma tesislerinde mikrop öldürücü olarak kullanılır.
|

2. OZON TERAPİ NEDİR?
Tedavi amaçlı Ozon
Medikal ozon daima saf ozon ve saf oksijenin karışımı şeklinde kullanılır. Uygulamaya bağlı olarak ozon konsantrasyonu 1 ve 100 µg/ml (0.05 – 5 %O3) arasında değişir. Ozon terapist, ozon terapi konusunda eğitimli bir doktor, hastanın durumu ve tıbbi endikasyona göre hastanın alacağı komple dozu belirler.
Özellikleri ve etkisi
Medikal ozonun iyi bilinen bactericidal (bakteri öldürücü), fungicidal (mantar öldürücü) and virostatic (virüs çoğalmasını önleyici) özelliği sebebiyle, enfekte olmuş yaraların dezenfeksiyonunda ve ayrıca bakteri ve virüslerin sebep olduğu hastalıkların tedavisinde kullanılır.
Kan dolaşımını arttırma yeteneği, dolaşımla ilgili bozuklukların tedavisinde kullanılır, ve organik fonksiyonların yeniden canlandırılmasında ozonu çok değerli kılar.
Düşük dozlarda kullanıldığında, vücudun direncini arttırır diğer bir deyişle ozon bağışıklık sistemini aktive eder.
Ozon sayesinde oluşan bu aktivasyona cevap olarak , vücudun bağışıklık hücreleri cytokin (interferones yada interleukins gibi önemli aracıları içeren) adı verilen özel habercileri (mesaj taşıyıcıları) üretir. Bunlar hastalıklara direnmek için uyarılan bütün bağışıklık sistemi boyunca zincirleme bir şekilde pozitif değişiklikler yaratarak diğer bağışıklık hücrelerini haberdar ederler. Bu da medikal ozonun, özellikle bağışıklık sisteminin zayıf olduğu veya bozuk olduğu hastalara uygulanmasında özellikle çok başarılı sonuçların alınmasına yol açar.
Majör Otohemoterapi adıyla bilinen küçük miktarlarda uygulanan ozon sonuç olarak vücudun kendi antioksidanlarını ve serbest radikalleri yok eden enzimleri aktive ederler. Kronik enflamatuar hastalıklarda ozonun neden kullanıldığı böylece anlaşılmaktadır.
Endikasyonlar
Seçici özellikleri sayesinde medikal ozon 4 temel alanda kullanılmaktadır :
1. Dolaşım bozukluklarının tedavisi ve geriatride
2. Virüslerin sebep olduğu hastalıkların tedavisinde örneğin karaciğer hastalıklarından hepatitler, uçuklar (herpes).
3. Zor iyileşen enfekte yaralarda ve enflamatuar hastalıklarda örneğin
Bacaklardaki açık yaralar (ulcus cruris)
Enflamatuar barsak hastalıkları (kolit, Proktit)
Yanıklar, haşlanma ve enfekte yaralar, mantar enfeksiyonları
4. Kanser tedavisinde ilave ya da tamamlayıcı olarak ozon bağışıklık sistemini güçlendirici olarak düşük dozlarda "majör otohemoterapi" formunda veya "minör otohemoterapi" olarak kullanılır.
Uygulama yöntemleri
UYARI: Ozon gazının solunması akciğerlerde tahrişe sebep olduğundan sakıncalıdır.
Senelerin deneyimi sonucunda ve son yapılan klinik çalışmalar ışığında beş uygulama şeklinin geçerliliği kabul edilmiştir:
1.Majör otohemoterapi (Hastadan kan alınarak tedavinin yapılması) geriatride (yaşa bağlı hastalıklar), dolaşım bozukluklarında yeniden canlanmayı sağlamak için, viral kökenli hastalıklarda ve genel bağışıklık sistemi aktivasyonu için kullanılır.
Bu metodla, 50 ila 100 ml hastanın kanı alınır, tam olarak tesbit edilmiş ozonla karıştırıldıktan sonra hastaya geri verilir. (steril ozona dayanıklı sarf malzemesi ve vakumlu şişe kullanılır!). Ozon kırmızı ve beyaz kan hücrelerini oluşturan spesifik maddelerle tamamen reaksiyona girer ve böylece vital aktivitelerini = metabolizmayı arttırır. İşte bu aktive edilmiş kan (ozon ya da oksijen değil!) hastaya hemen normal bir damlalık kullanarak tekrar geri verilir.
2.Aynı prensibi kullanarak, minör otohemoterapi diye adlandırılan yöntemde ise ozonlanmış 3-5 ml kan intramusküler yolla hastaya geri verilir. Bu yöntemle spesifik olmayan bağışıklık sistem aktivasyonu yapılır: alerjik hastalıklarda ve genel olarak bağışıklık sistemini güçlendirmekte kullanılır.
3.Eksternal tedavi ozon gazını kapalı bir sistemde özel bir plastik bot (ayaklar ve bacaklar için ) içinde dolaştırarak ya da vücudun farklı bölgelerine uygun torbalar, folyolar ile gerçekleştirilir. Bu sarf malzemeleri ozona dayanıklı materyalden yapılır. Vücudun tedavi edilecek kısmı önceden su ile nemlendirilir, çünkü ozon kuru bölgelere etki etmez. Bu metod ülserleri, yaraları, açık yaraları, ameliyat sonrası oluşan lezyonları, shingles (herpes) ve enfekte olmuş alanları tedavi etmekte çok etkilidir. Diğer yöntemler ozonlu saf su ( dental tedavilerde) ve ozonlu saf medikal zeytin yağı (cilt eruptionları örneğin egzema, mantar, liken gibi).
4.O3 gasının rektal yolla uygulanması kulağa hoş gelmese de o kadar rahatsızlık verici değildir (tıbbi olarak rektal insuflasyon denir). Aslında hasta kesinlıkle hiçbir rahatsızlık hissetmez, çünkü O3 gazı direkt olarak hassas barsak cidarı (membranı) tarafından emilir; buna ek olarak tüp ve torbalar tek kullanımlık olduğundan tamamen hijyeniktir ve hasta kendi kendine uygulayabilir. Bu metod genelde barsakların enflamatuar hastalıklarında endikedir ancak son zamanlarda daha az invaziv olmasından dolayı genel sağlık ve yeniden canlanma için kullanılmaktadır.
5.Ozonun eklem içi enjeksiyonu;(intra artikuler yolla ozon verilmesi); adından da anlaşılacağı gibi ozon gazı (eğitimli kişilerce), yavaşca eklem içine enjekte edilir.Bu metod ağrılı enflamatuar hastalığı olan ekleme uygulanır (artrit,rekurren artroz, genel patolojik sertliklerde uygulanabilir) ).
|

3. GENEL OLARAK HANGİ HASTALIKLARDA OZON TEDAVİSİ YAPILABİLİR
Ozon tedavisi ile birçok patolojik durum daha iyi hale gelir veya tamamen düzelir. Bu durum bir seri tıbbi araştırma ve tıbbi yayın ile kanıtlanmıştır. Kural olarak hastalıkların tedavisinde ozon diğer tedavilere ek olarak uygulanır, tamamlayıcı tedavi grubuna girer.
Tüm hastalar için , ozon tedavi ile ilgili en son yeniliklerin hızla öğrenilebilmesi için Avrupada pek çok terapist bir araya gelip ”Medical Society for Ozone Application in Prevention and Therapy”, birliğini oluşturmuşlar , bu grubun amacı doktorlar ve hastaların bu konu hakkındaki bilgilerini geliştirmek ve ilerletmektir.Bilgi alış verişi seneler içinde dahada hızlanmış ve gelişmiştir.
Medikal ozon kurallara uygun olarak uygulandığı taktirde tamamen güvenli ,pratik, etkili ve ucuzdur.
Doğal olarak,diğer tıbbi tedavi yöntemlerinde de olduğu gibi % 100 garanti hiçbir zaman vaad edilemez , tedavi başarısı uygulanan duruma , hastalığın ve hastanın genel sağlık durumuna bağlıdır ancak ozon tedavi ile hastanın genel durumunda iyileşme ve ağrılarında azalma mutlaka olmaktadır. Başarı hastanın ve hastalığın durumuna bağlı olduğu gibi uygulanan yönteme, konsantrasyona ve sıklığına bağlıdır.
Dolaşım bozuklukları
Arteriel dolaşım bozukluklarında diğer semptomların yanı sıra bacaklarda hissedilen soğukluk , kısa yürüyüşler sonrasında ayaklarda hissedilen ağrı alarm veren semptomlardır , bu durum ozon tedavi için 40 yıldır çok önemli endikasyon oluşturur . Ozon tedavinin dolaşım bozukluklarındaki başarısı yapılmış bir çok sayıda tıbbi çalışma ile kanıtlanmıştır.Ozon klasik tedaviye ek olarak veya tamamlayıcı olarak kombine kullanılabilmektedir
Anti-aging ( geriye yaşlanma ) ve yeniden canlanma
İş hayatındaki stres, yoğun çalışma temposu ,zihinsel ve bedensel yorgunluk ozon (O3) tedavisine çok iyi yanıt verir.Ozonun kırmızı ve beyaz kan hücrelerinin metabolizma akivasyonu ile genel iyilik hali ile kişiler kendilerini yenilenmiş hissetmektedirler. Profesyonel sporcular ve kadınlar bu tedaviden oldukça faydalanmaktadırlar. Ozon fiziksel dayanıklılığı arttırmaktadır.
Yaşlı kişilerde önlem ve tedavi
Yaşlı kişiler ozon tedavisine oldukça iyi yanıt verirler.Bütün klinik avantajlarının yanı sıra oksijenin dokular tarafından daha iyi kullanımını sağlar, bağışıklık sistemini harekete geçirir,ve vücudun kendi antioksidanlarını ve serbest radikallere karşı savaşan hücreleri harekete geçirir. Bunun ötesinde beyindeki dolaşım bozukluklarında olumlu etkileri mevcuttur (bu durumlarda fiziksel performansda azalma yürüme güçlüğü ve baş dönmesi hissedilir. Bunlara ek olarak tamamlayıcı tedavinin yanısıra ozon tedavi yaşam kalitesini arttırmak için kullanılmaktadır.
Göz hastalıklarında ozon tedavi
Yaşa bağlı dolaşım bozuklukları atrofik ve dejeneratif değişikliklerle gözü de etkilemektedir.Örneğin senil makuler dejenerasyonretina merkezinde meydana gelmektedir- vizüel fokusun en keskin oluğu noktadır.Bundan dolayı oluşan sekeler optik sinir atrofisine kadar giden çeşitli derecelerde etkili olmaktadır. Yapılan klinik çalışmalarda (Siena Üniversitesinde )ozon otohemotransfüzyon sonrası 6-8 ay içerisinde vizyonda iyileşmeler kaydedilmiştir.Tedavinin devam ettirilmesi halinde vizüel performansta artış gözlenmiş veya daha kötüye gidiş durdurulmakta olduğu saptanmış.
Kanser
Kanser hastalarında ozon tedavisi tamamlayıcı tedavi olarak oldukça başarılıdır. Burada ozonu immun sistem (bağışıklık sistemi) aktivasyonunda kullanmaktayız -düşük dozlarla. İmmun hücreler – örneğin lenfositler, yardımcı ve baskılayıcı hücreler, lenfositler ve natural killer hücreler (katil hücreler) - cytokin denilen interferonu da içeren haberci proteinleri üretmek için ozonun başlattığı biyolojik reaksiyonlar yoluyla aktif hale getirilir. Aslında, ozon vücudun kendi interferon ve interlökinlerini artan miktarlarda üretmesini sağlar. Ozonlanmış kanın hastaya verilmesiyle, pozitif olarak artan bir immün reaksiyonu başlatılır, bu aynı zamanda vücudun genel direncinin ve zindeliğinin artmasına katkıda bulunur.
Cilt mantarları ve enfekte cilt lezyonları
Ozonun mantar ve bakterileri yok edici özelliği, 100 yıl boyunca içme suyunun arıtılmasında başarılı bir şekilde kullanıldı. Bu özellikleri, inatçı deri humusları ve mantarlarla savaşmakta tıbbi ozonu çok etkili bir tedavi ajanı yapar, özellikle bakteriyel enfeksiyonlu ayaklar, gövdedeki mantar enfeksiyonları, mukozaların fungal / mycotic enfeksiyonları.
Enfekte yaralar
Enfeksiyonlu yaraların lokal tedavisi, mesela açık yatak yaraları (decubitus ülserler), alt bacağın ülserleri (Ulcus cruris), şeker hastalarının iyileşmeyen yaraları ve kangren, tıbbi ozonun klasik uygulama alanlarına ait olan proseslerdir. Burada biz öncelikle, mikropsuz ve temiz yaralar elde etmek için ozonun dezenfektan özelliğinden, diğer deyişle bakterisid ve fungisid etkisinden yararlanırız. Yaranın temizlenmesinden itibaren, düşük dozda ozon uygulayarak iyileşme süreci hızlandırılır.
Bağırsak Hastalıkları: proktitis ve kolit
Enflamasyonlu bağırsak hastalıklarında özellikle erken dönemde rektal Ozon gazı üflenmesi şeklinde yapılan lokal uygulamanın çok yararlı olduğu kanıtlanmıştır. Birçok durumda arka arkaya 10 seans ozon uygulanması yeterli olur. 248 hasta üzerinde yapılan proktitis klinik çalışmasında sadece hastaların %10’unda birkaç 10 seanslık uygulama gerekmiştir.
Virüslerden kaynaklanan hastalıklar
Herpes simplex (facial herpes), herpes zoster (shingles)
Uçuğun her iki tipi, virüsler tarafından oluşur. dudakların uçuğu (Herpes Labialis), sık sık tekrar eden ve nahoş bir hastalıktır, çok başarılı bir şekilde diğer tıbbi metotlarla ozonun kombinasyonu şeklinde tedavi edilir.
Herpes zoster veya padavralara, ozonla tamamlayıcı uygulama faydalıdır, ozonlu su kompresleri ve ozonlu kan transfüzyonu şeklinde iki farklı yoldan tedavi edilebilir.
Karaciğer enflamasyonu (Hepatit A, B, C)
Karaciğerin enflamasyonu, tıbbi ozon için klasik tedaviler arasında sayılır. Hepatit A (HVA = hepatitis virus A) diğerlerine göre problemsiz ve tamamen iyileşebilirken, virüsün diğer şekli, hepatit B (HVB = hepatitis virus B), sıklıkla kronik bir şekilde seyreder. Burada klasik tıbbi tedavi metodlarına ilave olarak, ozonlu kan transfüzyonu ya da rektal yolla ozon/oksijen gazının kontrollü bir şekilde verilmesi ile başarılı sonuçlar alınmıştır. Aynı yöntemler ayrıca kuluçka süresi yıllar süren ve kronikleşene kadar bir karaciğer hastalığı olarak teşhis edilemeyen hepatit C hastalığına da uygulanır.
Enflamasyonlu ve dejeneratif eklem hastalıkları
Enflamasyonlu eklem hastalıklarını üç evreye ayırdığımızda, özellikle evre 1 ve 2, bir başka deyişle ağır kemik deformasyonlarının olmadığı durumlar, medikal ozon uygulamalarına cevap verir. Gonartroz (diz eklemi enflamasyonu) ya da diz ve omuz eklemlerindeki aktif arthritic form tedaviye cevap veren sınıfa dahildir. Standart tıbbi metodlara- spesifik egsersiz terapileri - ilave olarak bu gibi durumlarda intraartiküler ozon enjeksiyonu başarıyla uygulanır. Bağışıklık sistemini güçlendirme ve kıkırdak metabolizmasını aktive etme özelliklerine ek olarak burada ozonun tamamıyla antienflamatuar özelliğinden faydalanıyoruz.
Artritik/Romatizmal Durumlar - Kronik poliartritler
Artritik/romatizmal durumlar iskelet veya kas sistemiyle ilgili pek çok ağrılı, fonksiyon kısıtlılığı da yapabilen hastalığı kapsamaktadır. Genel olarak medikal ozon uygulaması fizik tedavi ile beraber kombine olarak tamamlayıcı amaçla kullanılmaktadır. Romatoid artrit ( kronik poli artrit ) de yapılan çalışmalarda akut olmayan durumlarda ozon majör otohemoterapi tamamlayıcı olarak başarılıdır. Burada kullandığımız etkisi anti enflamatuar etkidir .
Artritik/romatizmal durumlar iskelet veya kas sistemiyle ilgili pek çok ağrılı, fonksiyon kısıtlılığı da yapabilen hastalığı kapsamaktadır. Genel olarak medikal ozon uygulaması fizik tedavi ile beraber kombine olarak tamamlayıcı amaçla kullanılmaktadır. Romatoid artrit ( kronik poli artrit ) de yapılan çalışmalarda akut olmayan durumlarda ozon majör otohemoterapi tamamlayıcı olarak başarılıdır. Burada kullandığımız etkisi anti enflamatuar etkidir.
|

5. DOĞADAKİ OZON
Ozon, bizim gezegenimizi kuşatan stratosfer tabakasındaki en önemli gazlardan birisidir(10-50 km yükseklikte). 20 - 30 kilometre yukarda, maksimum konsantrasyonu 100,000 hava partikülü içinde 1 partikül O3 (10 ppm) düzeyine ulaşır ve zemin seviyesinden çok daha yüksektir (0.03 - 0.04 ppm).
Ozonosfer
Ozondan oluşan bu koruyucu tabaka, güneşten gelen ve dünyamız ve cildimiz için tehlikeli ve yıkıcı etkileri olan morötesi (UV) ışınların enerjisini emerek yeryüzüne ulaşmasını engeleyen bir filtredir, böylece bizim gezegenimizde biyolojik dengeyi sürdürmeye yardımcı olur.
Ozone deliği
endüstriyel gazların (FCKW ve diğer halojenleri içeren) sebep olduğu karışık bir süreç yüzünden, koruyucu ozonosferimizdeki ozon(O3), parçalanır. Bu tabakadaki O3 moleküllerinin azalması, filtreleme yapacak yeterli ozon kalmadığından UV ışınlarının (deri kanserine sebep olabilen ve genetik süreçleri etkileyebilen), engellenmeden geçtiği gittikçe büyüyen bir aralığın (deliğin) oluşmasına sebep olur.
Duman alarmı
Yine de, yere çok yakın seviyelerde, büyük şehirlerde olduğu gibi, ozon, otomobiller ve fabrikalardan çıkan egzoz gazları veya atıklar yoluyla ve nitrojen oksit ve kükürt oksitlerinin etkileşimiyle ve morötesi radyasyonun oksijenle etkileşimi sonucu üretilebilir. Ozonun kendisi kirliliğe sebep olmamakla beraber çok hassas bir şekilde havadaki ozon miktarını ölçebildiğimiz için hava kirliliğinin göstergesi olarak kullanılır.
İşyerinde ozon konsantrasyonu
İşyerinde müsaade edilen maksimum ozon konsantrasyonu 200 µg/m³ ya da 0.1 ppm’dir. Solunum yollarına ve mukozaya zarar verebildiği için günlük 8 saat, haftalık 40 saat boyunca bu seviyeyi aşmamalıdır. Bu değerler bir ülkeden diğerine değişebilir ve çoğu zaman uyma zorunluluğu yoktur.
Endüstriyel ozon
endüstriyel ozon atmosferdeki havanın içinde bulunan oksijen (O2) gazından elde edilen ozon (O3) gazı ile havanın karışımı ile oluşur ve dünyanın her tarafında başlıca kullanım alanı şehir su şebekesinin sterilizasyonu ve kimyasal beyazlatma işlemleridir.
Medikal ozon
Endüstriyel ozonun aksine medikal ozon saf medikal oksijenden elektrik deşarjı ile ozon/oksijen karışımını tam istenen konsantrasyon ve dozda karıştırarak elde edilir. Konsantrasyonu 1 ile 100 mikrogram/mililitre (µg/ml) arasında %0,05 O3 / %99,95 O2 ile %5 O3 / % 95 arasında değişen ozon/oksijen konsantrasyonlarına karşılık gelir. Ozon molekülü stabil olmadığından medikal formu her zaman klinikte özel bir jeneratör tarafından taze olarak hazırlanır ve hastaya hemen uygulanır. Çünkü üretildikten 1 saat sonra orijinal ozon moleküllerinin yarısı oksijen moleküllerine dönüşür ve geriye orijinal karışımın sadece yarısı kalır.
|
|